motorize_deli
05.10.07, 09:25
İSTANBUL - ADAPARZARI arasındaki uzaklık: 158 KM
Ortalama süre: 2:30
Ortalama yakıt sarfiyatı (100KM/5lt üzerinden hesaplanmıştır. Litre birim fiyatı 3ytl hesaplanmıştır.): 24YTL
Buluşma noktası (Avrupa yakası için): Bakırköy ömür alışveriş merkezi önü
Buluşma noktası (Anadolu yakası için): Kaynarca köprü altı
Kesin hareket saatii: 10:00
HAVA DURUMU
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
YOL HARİTASI
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[/CENTER]
KISACA GÜZERGAH
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Sakarya'ya dair kareler...
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
SAKARYA TARİHİ HAKKINDA BİLGİ
Sakarya, milat öncesi uygarlıklar döneminden Osmanlı Devleti’ne, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarih çizgisinde, Anadolu’ya renk veren kültürlerin birleştiği, 19. yüzyılda başlayan göçlerle, Kafkaslardan ve Balkanlardan gelen toplulukların oluşturduğu ve bu kültürlerin barış içinde yaşadığı bir ildir.
Sakarya hem tarihi hem de bugünü ile Türkiye’nin bir özeti niteliği taşımaktadır. Farklı coğrafyalardan gelmiş olmak ve farklı kültürlere sahip olmak Sakarya’da ayrıştırıcı değil birleştirici ve kaynaştırıcı bir rol oynamaktadır.
Selçuklular devrinde, Anadolu’nun tamamı hakimiyet altına alınınca bu nehre ve çevresine Sakarya adı verilmiştir. Sakarya ismi Türkler tarafından özellikle verilmiştir. Daha önceki isimlerinden ayrı, özgün bir isimdir.
Adapazarı’na gelince; Sakarya’nın merkezi olan Adapazarı, adını eskilerde bu alanda kurulan bir pazardan almaktadır.
KRALLIKLAR DEVRİNDE SAKARYA
Sakarya ilinin bilinen tarihi Hititlerle başlamaktadır. Çünkü Anadolu’da ilk siyasi birliği Hititler kurmuşlardır. Bu dönem de M.Ö. XIII. Yüzyıllara rastlar. M.Ö. 1200 yıllarında Hint-Avrupa asıllı ve Deniz Kavimleri denen topluluklar, Friglerle birleşerek Hitit egemenliğine son vermişlerdir. Bu kez Frigler Sakarya Irmağı ile Büyük Menderes’e kadar olan bölgeye sahip oldular. Sonra da hakimiyet alanlarını doğuda Kapadokya, batıda da Kilikya (Adana)’ya kadar genişlettiler. Başkent ise Gordion şehriydi. Sakarya Irmağı ile Ankara arasında yoğunlaşan Friglere M. Ö. VII. Yüzyılın ilk yarısında Kafkasya üzerinden Anadolu’ya gelen Kimmerler son vermiştir. Aynı dönemde Ege bölgesine Lidyalılar hakim olmuşlar ve hakimiyet alanlarını Sakarya’yı da içine alacak şekilde genişletmişlerdi. Ancak milli bir ordu meydana getirememeleri, Lidyalıların ömrünün kısa sürmesine yol açmıştır.
SELÇUKLULAR DEVRİNDE SAKARYA
XI. yüzyılın başlarında 1015 ile 1021 yılları arasındaki Kafkasya’dan Anadolu’ya keşif harekatı olarak yapılan ilk akınları Çağrı Bey gerçekleştirmiştir.
Anadolu’nun fethi amacıyla girişilen esas akınlar ise, 23 Mayıs 1040 tarihindeki Dandanakan zaferinden sonra kurulan Selçuklu Devleti’nin hükümdarı Tuğrul Bey’in öncülüünde 1048’den 1055 yılına kadar aralıklarla devam edildi. Bundan sonra da her yıl akınlar sürdü.
Alpaslan da Çağrı ve Tuğrul Beyler gibi Batıdaki genişleme siyasetine devam etti. 1064’de Ani ve Kars kalelerini ele geçirdi. Komutanlarından bazılarını Anadolu’ya akınlar yapmaları için görevlendirdi. Bu akınlar zamanla Urfa ve Antakya yoluyla Malatya’ya kadar genişledi. Hatta zaman zaman Sakarya Irmağı’na kadar uzadı.
26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi, Bizans savunma hattını yıkarken, Anadolu’nun kapılarını da Müslüman Türklere açıyordu.
OSMANLILAR DÖNEMİNDE SAKARYA
1071 Malazgirt Zaferi’ni müteakip Selçuklular, Horasan bölgesindeki Türk aşiretlerini Anadolu’ya yerleştirmişlerdi.
Osmanlı Devleti’nin özellikle İstanbul’un Fethin’den sonra, tüm Anadolu ve Balkanlarda istikrarı sağlaması ve müreffeh bir toplum yaratmasıyla başlayan süreçten Adapazarı ve çevresi de nasibini aldı. Osmanlının çöküş dönemlerine kadar Sakarya bölgesine sulh ve sükun egemen oldu.
Ancak çöküş dönemlerindeki olumsuzluklar Sakarya’yı da olumsuz etkilemiş, özellikle 2. Mahmut dönemindeki Ayanlık sistemi bölgeye de zarar vermiştir.
Öte yandan bu dönemlerde Adapazarı bölgesine, çok önemli miktarda mülteci akını olmuştur. Bu akınları doğuran olaylar, 1853 Kırım Savaşı, 1850-60 arası Şeyh Şamil olayı ve 1877-78 Osmanlı-Rus (93 Harbi) Savaşı’dır. Ayrıca gerek Balkan Savaşları, gerekse II. Meşrutiyetin ilanından sonra Bosna-Hersek’in Avusturya’ya geçmesiyle çok sayıda göçmen Adapazarı’na yerleştirilmiştir. Bu göçler, bugünün Sakarya’nın zengin kültürel varlığının oluşmasına da zemin hazırlamıştır.
KURTULUŞ SAVAŞINDA SAKARYA
Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu müfettişliğine atanmış ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmıştı. Havza ve Amasya genelgelerini yayınlayıp kongreler yaparak Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştı. Üç yıl boyunca devam eden Milli Mücadele hareketinde ve Kuvay-ı Milliye’nin kurulması aşamasında Adapazarı ön saflarda yerini almıştır.
Adapazarı’nda ilk müfrezeyi kurmakla Yüzbaşı Rauf, Yüzbaşı Ramiz ve Trabzonlu Doktor Raik görevlendirilmişlerdi. Onlar da Meto Hüseyin ve Mehmet beylerin katkılarıyla bu görevi tamamlamışlardı. Aynı anda Adapazarı, Hendek ve Geyve’de de Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kurulmuştu. Düşman ise paralı ajanlar vasıtasıyla ayaklanma çıkarma çabasını sürdürmekteydi.
Adapazarı’nda Kuvay-ı Milliye teşkilatını kurup, Mustafa Kemal Paşa’ya bağlılık mesajını çekenler şunlardı: Belediye Başkanı Fahri Bey, Müderris Harun, Ali Faik, Adil Hasan, işadamı Metazade Hüseyin, Mehmet S?tk?, Ömer Faik, Fabrika Müdürü Necmettin, Dava Vekili ?brahim ve emekli binbaşı İsmail Hakkı Bey.
Ayrıca Adapazarı çevresindeki Türk gençleri çeşitli çeteler oluşturarak, Ermeni ve Rum çeteleriyle mücadele ediyorlardı. Bunların belli başlıcaları Hendek, Akyazı ve Sapanca bölgelerini kontrolünde tutan Kazım Kaptan Grubu, Kaynarca yöresinde Rum ve Ermeni çeteleriyle savaşan Halit Molla Grubu ve Karasu ile Kandıra bölgesinde Ermeni çetelerine göz açtırmayan İbsiz Recep grubuydu.
10 Mayıs 1920’de Ahmet Anzavur Adapazarı ve Geyve bölgesinde ayaklanmış, ancak bütün savaşları başarısızlıkla sonuçlanarak 22 Mayıs 1920’de İstanbul’a gitmiştir. Kuvay-ı İnzibatiye de Eskişehir-İstanbul tren yolunu açmak ve Geyve Boğazı’na hakim olmak amacıyla ayaklanarak Sapanca ve Adapazarı’nı ele geçirmişse de Çerkez Ethem tarafından bozguna uğratılmıştır. İsyancılar Düzce ve Hendek’i ele geçirmişler ancak yine Çerkez Ethem tarafından etkisiz hale getirilmişlerdir.
Öte yandan 11. Yunan Tümeni İzmit’i işgal altında bulundururken, 24 Mart’ta Kırkpınar’ı, Sapanca’yı, bir gün sonra da Adapazarı’nı işgal etmişti. 3 ay süren Yunan işgalini milli çete grupları dağıtmışlardır.
İşgalin sinyallerini alan Adapazarı halkı önceden şehri boşaltmıştı. Kimsesiz kadın ve çocuklar da İran Konsolosluğu’na sığınmışlardı.
28 Mart sabahı Yunan birlikleri Sakarya’yı geçerek nehrin 500 metre doğusuna ilerlemişlerse de, Türk kuvvetleri yoğun çarpışma ile tekrar Yunan kuvvetlerini nehrin batısına püskürtmüştü.
Ahşap Tavuklar Köprüsü birliklerimiz tarafından yakılmış ve düşmanın köprüyü kullanarak nehrin doğusuna geçmesi engellenmişti. Aynı amaçla Taşlık Köprüsü de yakılmıştı.
Diğer taraftan görevi Kocaeli bölgesini düşman işgalinden kurtarmak olan, yeni bir kolordu kuruluyor, komutanlığına da Albay Kasım Bey atanıyordu. Kasım Bey Mayıs 1921 başlarında kolordusunu Düzce’den Geyve’ye naklediyordu. Bir alay Sakarya Nehri boyunca yayılırken, bir alay da Arifiye-İzmit güzergahına yerleşmişti. Diğer bir alay da İzmit dolaylarında yedekteydi.
Düşmanın 19. Tümeni ise yeni bir düzenleme çerçevesinde 16 Haziran 1921’den itibaren İzmit’te toplanmaya başlamıştı ki, esas itibarıyla düşman Bursa’ya çekiliyordu. Ancak düşmanın Adapazarı’ndan çekilirken şehri yakmaması için tedbirler alınmış ve Sakarya Bölge Komutanlığı’nın üç baskın kolu, 21 Haziran 1921 sabahı erken saatlerde küçük bir çatışma sonucu şehre girmişti. Osman Kaptan, Kazım Kaptan kuvvetleri ile Molla Halit kuvvetleri derhal şehirde asayişi sağlamış, Hükümet Konağı’na Türk bayrağını çekmiş ve kurtuluştan sonraki ilk sabah ezanını da Halit Molla bizzat okumuştu.
İşte bu yüzden her yıl 21 Haziran tarihi Adapazarı’nın kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.
ATATÜRK VE SAKARYA
Atatürk Büyük Taarruz arifesin de, hem TBMM Başkanlığı görevini, hem de başkomutanlık görevini yürütüyordu.
Kocaeli bölgesindeki birlikleri denetlemek için 13 Haziran 1922’de Geyve’ye, bir gün sonra da Adapazarı’na gelmişlerdi. Atatürk burada, Askerlik şubesi Başkanı Baha Bey’in evinde misafir kalan annesiyle buluşup, geceyi istasyon karşısında bir evde geçirir. Ertesi gün Adapazarı’nda konuşmalar yapar ve çarşıyı gezerek Acem İsmail Efendi’nin dükkanında kahve içer. Öğle namazını da Orhan Camii’nde kıldıktan sonra İzmit’e geçerek geceyi orada geçirir. Ertesi gün Fransız gazeteci Claude Farrere ile görüşür ve birlikte İzmit halkına hitap ederler. Aynı gün tekrar Adapazarı’na özel bir trenle döner. Adapazarı’nda Sabiha Hanım İlkokulunu ziyaret ederek öğretmenlerle sohbette bulunur.
Atatürk 20 Haziran 1922’de Ankara’ya dönecektir. Ancak ertesi gün 21 Haziran’dır ve Adapazarı’nın düşman işgalinden kurtuluşunun I. yıldönümüdür. Halkın kurtuluş törenlerine katılma isteklerini geri çevirmeyerek dönüşünü bir gün erteler ve çok coşkulu bir şekilde kutlanan bu törenlere katılır.
Atatürk’ün huzurunda askeri geçit töreni yapıldıktan sonra, belediyenin önünde toplanan halkla beraber, Adapazarı gibi Edirne ve İzmir’in de düşman işgalinden kurtulması için dua edilir. Duayı müteakiben kürsüye çıkan Atatürk, halka hitap eder. Ardından da annesiyle birlikte Ankara’ya gitmek üzere Adapazarı’ndan ayrılır.
Atatürk bu ziyaretinden önce de bir kez Adapazarı’na gelmişti. Atatürk’ün Adapazarı’na ilk gelişi 1920 yılında Batı cephesini kontrol etmek amacıyla Beypazarı, Nallıhan, Göynük, Taraklı ve Geyve üzerinden Mekece’ye gelişiydi.O zaman Halit Paşa’yı ziyaretten sonra birlikleri de teftiş edip Ankara’ya dönmüştü.
Atatürk’ün üçüncü kez Adapazarı’na gelişi ise 1934’te olur. 13 Temmuz 1934’te Bolu üzerinden Adapazarı’na gelen Atatürk, doğruca Halkevi’ne giderek yöneticilerle görüşür ve halka hitap eder. Sonra da istirahat etmek üzere Hasan Cavit Belül’ün evine gider. Ancak İzmir’de meydana gelen bir olay dolayısıyla programını değiştirerek İstanbul’a hareket eder.
SAKARYA ORMANLARI ve TERSANE-I AMİRE
Osmanlı Devleti, özellikle Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi'nden sonra Akdeniz egemenliğini ele geçirmek için denizciliğe ve dolayısıyla donanmaya büyük önem veriyordu. Bu maksatla Halic Tersâne-si genişletildi ve başka tersâneler de kurulup kapasiteleri arttırıldı.
Gemi yapım ve onarım çalışmalarının en önemli ana malzemelerinden biri olan keresteye Tersâne-i Amire her zaman ihtiyaç duymuştur. Çok eski dönemlerden beri bu ihtiyacı büyük ölçüde karşılayan bölge, Kocaeli livâsındaki ormanları içine alan İznikmid (İzmit), İznik, Yalakâbad, Sarıçayır, Pazarköy, Abısâfî, Karamürsel, Akhisar (Pamukovva), Geyve, Akyazı ve Sabanca kazalarından teşekkül etmekteydi. Bu bakımdan yöredeki "orman denizi", Tersâne-i Amire için "Kereste Ocaklığı" olarak tâyin edilmişti. Yani, yılda belli bir miktarın altında olmamak kaydıyla bu bölgeler kereste temin etmekle yükümlü idiler. Her baharda Donanma-i Hümâyûn Akdeniz, Karadeniz gibi sulara açıldığından, yeni gemilerin yapımı ve onarıma ihtiyaç gösterenlerin yenilenmesi, bol miktarda kereste teminine bağlıydı. Kereste ve keresteden mâmul maddeler (gemi küreği, direk, seren, tüfenk kundağı vb), genellikle orman bakımından zengin olan bu yöreden sağlanıyordu. İzmit Tersânesi için de bu ormanlardan kereste elde ediliyordu. İzmit'de görevli olan "İznikmid Kereste Emîni (Nâzırı)"nin görevi, Tersâne-i Amire'ye kereste naklini sağlamaktı. Kapudan-ı Deryâ'nın teklifiyle atanan İznikmid Kereste Emîni, kerestenin dağlardan kesimi, kıyılara indirilmesi ve İstanbul'a gönderilmesi yanında, bu hususta ortaya çıkabilecek güçlükleri çözmekle de sorumlu idi. Balaban-zâde ve Müderris-zâde Mustafa, meşhur kereste eminlerinden idiler. Kereste Emâneti'nin hesapları, düzenli olarak defterlere kaydedilirdi. Acil durumlarda kesim ve nakil işlerini denetlemek için İstanbul'dan bir "Mübâşir" de gönderilirdi.
Bunun yanında Tersâne-i Amire'nin, Kocaeli ve Sakarya yöresinden sağlanan kalas, tomruk, kereste gibi ihtiyaç maddelerinin Karadeniz'e yahut İzmit Körfezi'ne indirilmesi ve buralardan gemilere yükletilerek emniyetle İstanbul'a nakli işleri ile ilgilenen ve "Tahta Serdârlığı" olarak isimlendirilen bir memuriyet daha vardı. XVIII. yy. sonlarına ait bazı belgelerde zikredilen, ancak Osmanlı tarihi ile ilgili literatürde yakın zamana kadar rastlamadığımız bu memuriyetin, ilk olarak ne zaman teessüs etmiş olduğu hakkında da bilgimiz yoktur. Yeniçeri Ocağı'ndan işbilir, çalışkan, dürüst, nüfuzlu olmasına dikkat edilerek seçilen ve tâyin olunan "Tahta Serdârları"nın, kereste kesilen orman ve bölgelerin güvenliği, eşkıyâ ve soygun olaylarından korunması da önemli görevleri arasında idi. Kasabalara da tahta serdârı atandığı olurdu. Kocaeli Sancağı'nda bazı kazaların "Tahta serdarlığı" ile birlikte "Yeniçeri zâbitliği"nin tek kişinin uhdesine verildiğine dair kayıtlar vardı.
İzmit'in hinterlandı olan Ada (Ada Karyesi), Akyazı, Abısâfî, Sarıçayır, Akhisar ve Geyve yöresi, XVI.-XVII. yy.ın ilk yarısında mavna, kadırga ve bağtardaların sütün ve serenlerinin yapımında kullanılacak ağaçların temin edildiği üç bölgeden biri idi. Bu malzemeler, İzmit İskelesi'ne arabalarla nakil olunarak buradan gemilerle İstanbul'da Tersâne-i Amire'ye taşınıyordu.
Bilhassa kalyon sütün ve serenleri için oldukça elverişli ormanlara sahip olması sebebiyle Milan Nehri kenarında bulunan Akçaşehir, Karasu ve Bolu'ya tâbi Eftani kazalarından ve Foçalar Dağı'ndan kereste temin edilirdi.
Gemi küreği ihtiyacının bir kısmı da XVII. yy.ın ikinci yarısına kadar Karasu reâyâsının, avârızları karşılığında yılda 550 kürek vermeleriyle karşılanıyordu.
Gemi fenerlerinin içine konulup yakılarak gemilerin aydınlanmasına yarayan ve fânuslarda yakılmak üzere bağtardalarda kullanılan balmumunun (şem'-i asel) temin edildiıği birkaç yerden ikisi de, Sakarya yöresindeki İsmihan Sultan Evkafına ait Karasu ile Çardak idi.
Gemi inşâsı sadece İstanbul ve İzmit'de yapılmıyordu. Sinop, Amasra, Sakarya Nehri'nin üzerinde ve nehrin Karadeniz'e döküldüğü ağızda her dönemde gemi inşa faaliyetleri devam etmiştir. 1515 tarihli bir belgede Bender-Ereğli (Karadeniz Ereğlisi) İskelesi'nin yıllık liman geliri 5.484 akça idi. Bu yekûna, Akçaşehir (Akçakoca) ve Sakarya (Leb-i Sakarya = Sakarya ağzı) da dahildi. Karasu İskelesi'nin adı belgede belirtilmemiş olmakla birlikte, sonraki yıllara ait kayıtlarda bu çok küçük limanın da Bender-Ereğli hesaplarına dahil edildiğini görmekteyiz. Dolayısıyla bu limandan elde edilen gelirin de Bender-Ereğli gümrük mukataasının bir parçasını oluşturduğu tahmin olunmaktadır. Yine belgelerden öğrendiğimize göre XVI. yy.ın ortalarına doğru Karasu, Akçaşehir ve Sakarya ağzı' ndan elde edilen gümrük vergilerinin toplamı, Bender-Ereğli'nin tek başına elde ettiği verginin yarısı kadardı.
Nakledilen kereste miktarından ve inşa edilen gemi adedinden, Kefken Tersânesi' nde büyük bir faaliyet olduğu anlaşılmaktadır. İnebahtı fâciası (1571) akabinde 1572 yılında 15 kadırga, 1703'de de 2 firkate inşa edildiğine dair belgelere rastlanmıştır:
Şubat 1572'de, inşası emrolunan 10 kadırga için lüzumlu kerestenin temini maksadıyla Şile, Sabanca, Akyazı, Konrapa, Göynük, Bend-Ereğli Yenice-i Taraklı, Geyve ve Akhisar kadılarına hüküm gönderilmiştir. Nisan 1572 tarihli Kandıra kadısına gönderilen bir hükümde ise bunlara bir bağtarda ve dört kadırganın inşası ilâve edilmiştir. Yine aynı tarihli, mütekaid Vezir Mustafa Paşa'ya gönderilen hükümde, 15 geminin ihtiyacı olan kendirin temin edilmesi emrolunmuştur. Ekim 1572 tarihli İznikmid ve Ada kadılarına yazılan diğer bir hükümde ise, inşası tamamlanan 15 gemide çalışan neccar ve kalafatçıların ücretlerinin ödenmemesinin sebepleri sorulmuştur.
Kefken Tersânesi bir fermanla ihdâs edilmiş ve tâmiri için, avârızı dîvâniyyeden muaf olmak karşılığında o yöreden sekiz kişi, kendi istekleriyle görevlendirilmişti.
Karadeniz kıyısında bulunan Kerpe'de de 1703 yılında iki firkate inşa edildiğine dair belgeye rastlanmıştır.
Sakarya nehrinde 1571'de 5 kadırga inşa edilmiştir. Bu tarihte Akhisar, Geyve, Yenice, Göynük ve Akyazı kadılarına yazılan bir hükümde, önce 15 kadırga inşası için san'atkâr temini emredilmiş; daha sonra Kandıra kadısına ve Nuh Çavuş'a gönderilen hükümde bu gemilerden 10'unun inşasından vazgeçildiği bildirilmiştir.
Sapanca'da 1697/98'de iki üstü açık inşa edilmişti.
Ayrıca hâssa (saraya mahsus) kayık ve sandallar ile hammal kayıklarının yenilenmesi ve tâmiri için de İzmit ve civarındaki ormanlardan yararlanılmakta ve bölgedeki kazalardan, satınalma yoluyla kereste temin edilmekteydi.
Kereste, ormanlardan iskelelere camus arabalarıyla nakledilmekteydi. Bunun için yolların düzenlenmesi ve gerekli yerlerde köprülerin sağlamlaştırılması yoluna gidiliyordu. Meselâ 1700 yılında Sakarya'nın doğu yakasında kesilen büyük kapudane kalyonuna ait kerestenin taşınmasında demir dingilli, toprak tekerlekli top arabası kullanılmış; Sakarya nehrinden geçirilmesi esnasında ise köprünün tâmiri ve genişletilmesi gerekmiş; ayrıca kerestenin iskeleye nakli için 50 çift camuğa ihtiyaç duyulmuştu.
Sakarya yöresindeki köprülerin çoğu, başka bir malzeme gerekmeden ormanlardan temin edilen kereste ile ahşap olarak yapılıyor ve tamire muhtaç olanlar ise, gerekli hammadde kolaylıkla sağlanabildiğinden, daha sür'atli bir şekilde onarılıyordu.
Kocaeli ve Sakarya "orman denizi" kızılçam, sarıçam, karaçam, dişbudak, kayın, gürgen, köknar, defne, ardıç, meşe, ceviz, ıhlamur vb. ağaçlarıyla yüzyıllarca hem gemi kerestesi ve hem de diğer sanayi ürünleri imalâtı yanında, İstanbul'un yakacak ihtiyacını da karşılamak için aşırı şekilde kullanıldı. Kıyılara yakın ormanlar tükenince, daha içlere gidildi. Sakarya Nehri yoluyla balta girmemiş kısımlara ulaşmak ve gemi malzemesine uygun kereste bulmak projeleri geliştirildi. Bu arada Sapanca Gölü'nü İzmit Körfezi'ne bağlamak teşebbüslerinde bulunuldu ise de sonuç alınamadı. Üskübi ve Düzce'nin güneyine düşen Tefeni Gölü'ne ve etrafındaki girilmemiş orman hazinesine ulaşıldı.
Gemi kerestesine duyulan ihtiyacın devamlı olması sebebiyle "ocaklık" tâyin edilen ormanlarda ağaçların rasgele kesilmemesi için devlet, bölgeye korucular göndererek ve birtakım tedbirlerle ormanları korumaya çalışmıştır.
Kuzeybatı Anadolu'da su ile çalışan, çeşitli biçim ve büyüklükte kereste hazırlayan çok sayıda bıçkı vardı. Bu bıçkıların genellikle sipahî yahut askerî sınıfına mensub başka kişiler olan sahipleri, odun ve kereste ticaretinden kâr etmenin yollarını bulabiliyorlardı. Askerî statü sahibi tâcirler İstanbul' a odun gönderip fiyatları yükselttikleri gibi, araba ile yapılan taşımacılığı da ellerine geçirerek yöre halkını geçim kaynağından yoksun bırakmışlardı.
XVII. yy.ın ilk yarısında İstanbul'daki tüketicinin bir çeki odun almak için ödemesi gereken fiyatı yükselten çok sayıda faktör hakkında bazı bilgilere sahibiz. Eskiden mallarını sâhile getirip çekisi 16 akçadan satan odun tâcirleri, çeki başına 20 akça istiyorlardı. Taşıma sektöründeki fiyat artışları ise çok daha dramatikti. İzmit ve Yalak-âbâd (Yalova) ile İstanbul arasında odun taşıyan gemiciler eskiden bir çeki odun için 5-8 akça alırlardı.
Devletin talepleriyle halkın ihtiyaçlarının çatışması, bazı durumlarda da yasadığı ağaç kesimlerine ve kaçakçılığa yol açmıştır. İzmit ve Sapanca ormanlarının derinliklerinde, çoğu Rumeli'den yeni göçmüş olan ve yoldan geçenleri soyarak geçimlerini sağlayan yasadığı baltacı toplulukları yaşardı. Kaçakçılar, tersâne için devlet tarafından ağaç kesmekle görevlendirilen baltacılara da saldırırlardı.
Kocaeli civarında ormanlık bölgede yaşayan halk, aynı zamanda kereste ticareti de yapmak da ve elde ettikleri keresteyi İzmit İskelesi'ne götürüp satmakta idiler. Ancak devlet, memleket hâricine ve tüccâra kereste satılmasını yasaklamıştı. Bunun neticesi olarak kereste kaçakçılığı ortaya çıktı. İzmit ve Sapanca ormanlarının iç kısımlarında yerleşen Rumelili göçmenler, kanunsuz ağaç keserek satıyorlardı.
Saray mutfağının odun ihtiyacı da Üsküdar, Akyazı, Abısâfî, Sarıçayır ve Sapanca ormanlarından sağlanırdı.
Bunlardan başka, eski dönemin hayvanlarla çekilen araba yapımı da, bölgedeki kereste bolluğu ile açıklanabilir. I. Dünya Savaşı içinde 1916'da büyük bir tesis olarak kurulan ve orduya nakliye arabası ve tüfek parçaları hazırlayan "Araba Fabrikası" nın, Adapazarı sanayi tarihinde önemli yeri vardır. Cumhuriyet döneminde "Demir-Tahta Fabrikası" (DA-TA) adını alan ve istasyonun batısındaki bu fabrika (bugünkü Ziraî Donatım Kurumu), eskiden sergilere katılacak kadar kaliteli imâlât yapıyordu.
1919 yılında İstanbul'da açılan bir sergide, Adapazarı'nın da bir oda takımı ile sergilendiğini biliyoruz. Bu yılın Ekim ayında İstanbul'da Türk Ocağı'nda açılan sanayi sergisi ile ilgili olarak şunlar yazılıdır: "Sergide, özellikle Adapazarı Fabrikası mâmûlâtından bir oda takımı, sedefçiliğin büyük san'atkârı Vâsıf Bey'in çeşitli sedef sehpaları, Hâfız Necmeddin Efendi'nin levha kenarları, kitab kapları, ebrûlu kâğıtları; Kehribârcı Ali Efendi'nin kehribâr ağızlıkları, dikkati çeken güzel eserler idi" (M. Erendil, s. 86-87).
Alıntı:[Only Registered Users Can See Links]
SAKARYA ve DOĞA TURİZMİ
Sakarya Nehri
Sakarya Nehri’nin, Sakarya İl sınırlarına girişini takiben izlediği yol, iklimin de kendisine sağladığı avantajlarla seyrine doyulmaz görüntüler sergileyerek ve Karadeniz’e biran önce kavuşma arzusuyla, coşkuyla devam etmektedir. Geyve Boğazı boyunca uzanan nehri, bir yandan demiryolu, bir yandan da karayolu izlemektedir. Özellikle yeşilin her tonunun hakim olduğu bu kesim, nehir ile güzel bir uyum oluşturmaktadır. Yol boyunca hemen nehrin kenarında bulunan dinlenme tesisleri, kır gazinoları seyahat edenler için eşsiz bir dinlenme fırsatı sunmaktadır.
Sakarya Nehri’nin 720 km süren yolculuğunun son noktası Karasu İlçesi’nin Yenimahalle Semti’dir. Burada bulunan çay bahçeleri, balık lokantaları ağırladığı misafirlerine bu güzelliğe tanıklık etme fırsatını vermektedir.
Mudurnu Çayı
Pamukova’nın güneyinden il topraklarına giren Sakarya Nehri’ne, Adapazarı’nın doğusunda katılan Mudurnu Çayı, nehre Sakarya İl sınırlarında katılan en uzun akarsudur (64.9km).
Aygır Deresi
Sapanca Gölü’ne dökülen yüksek debili, coşkulu derelerden birisidir. Derenin çevresinin doğa gezilerine uygun olması ve İstanbul’dan 1.5 saatlik bir yolculukla ulaşılması; Aygır Deresi’ni özellikle hafta sonları İstanbullu doğa severlerin başlıca uğrak yeri haline getirmektedir. Dere boyunca devam eden yürüyüş parkuru, kanyon içinde devam etmektedir. Kanyon içinde bulunan iki şelalenin görüntü güzelliği ve şelalelerin altındaki gölcüklerde yüzme imkanının bulunması tatilciler için burayı vazgeçilmez kılmaktadır. Dereden alabalık yakalamakta mümkündür. Yakalanan alabalıklar buraya gelen tatilcilerin damak tadına hitap etmektedir.
Kurtköy Deresi
Yazın kuruyan Kurtköy Deresi, Sapanca Gölü’nün su seviyesinin yüksekliğinde etkili olan başlıca derelerdendir. Sapanca’nın bulunduğu ovalık arazi bu derenin sürüklediği alüvyonlar sonucu oluşmuştur.
Doğançay
İlkbahar, yaz ve sonbahar mevsimlerinde tatilcilerin uğrak yeri olan Doğançay’ın suyu genellikle az olmasına rağmen muhteşem bir çağlayan göle sahiptir. Bölgeye ulaşım Bilecik yolundan Doğançay sapağına dönülerek sağlanmaktadır.
Özellikle hafta sonları çevre illerden doğa yürüyüşü ve kamp yapmak maksadıyla gelen ziyaretçilerine eşsiz güzellikler sunmaktadır. Sahip olduğu oldukça zorlu yürüyüş parkuru orman içinde başlayıp dere yatağında devam etmektedir. Dere yatağındaki bu zorlu yürüyüşün sonunda çağlayan kenarında yemek yeme ve köy kahvesinde çay içme olanağı bulunmaktadır.
Çark Suyu
Sapanca Gölü’nün bir ayağı olan Çark Suyu, Adapazarı’nın içinden geçmekte ve Sapanca Gölü’nün fazla suları, Çark Suyu ile Sakarya Nehri’ne boşalmaktadır. Çark Suyu kenarındaki Çark Mesire, içindeki hayvanat bahçesi ve yeme içme tesisleriyle Adapazarı’nın turistik potansiyeli en yüksek yerlerinden biridir. [[Only Registered Users Can See Links]]
Dinsiz Çayı
Mudurnu Çayı’nın bir kolu olan Dinsiz Çayı’nın uzunluğu 34 km dir. Dinsiz Çayı, Hendek sınırı yakınında Beynevit Köyü civarında doğmaktadır. Daha sonra doğudan Fabrika Dere ve Balıklı Dere’yi, güneyden Bıçkı ve Gürcü Dere’yi alarak, Akyazı, Hendek ve merkez ilçe sınırlarının birleştiği yerde Mudurnu Çayı’na katılmaktadır.
Değirmendere
Değirmendere, Kandıra’nın doğusundaki Alabağlar Köyü yakınından doğar. Kandıra, Kaynarca sınırını çizerek akar. Kaynarca’nın kuzeyinde Karaboğaz yöresinde Karadeniz’e dökülür.
Maden Deresi
Maden Deresi, Hendek İlçesi’nin kuzeyinden, Çaltepe’den doğarak 30 km bir yol kat ettikten sonra Kocaali’nin batısından Karadeniz’e ulaşmaktadır. Oldukça sık bir ormanlık alan içerisinde derince bir vadinin içinde akan derenin sağ ve sol kıyılarında kayın, kestane ve çınar ağaçları arasında bulunan patikalar, yürüyüş için oldukça uygun bir ortam oluşturmaktadır. Patikayı takiben kayalıklar üzerinde çeşitli mağara girişlerinin bulunduğu bölgede Cumhuriyetin ilk yıllarında açıldığı söylenen bir altın madeni bulunmaktadır. Maden kapatılmış olup madene ait bazı tünel ve yollar hala kullanılmaktadır. Ayrıca alabalık ve sazan balığının bulunduğu derede olta balıkçılığı da yapılmaktadır [[Only Registered Users Can See Links]].
Akçay
Geyve İlçe’sinin kuzeybatısındaki Eskiyayla mevkiinden doğan Akçay Deresi, çok sayıda küçük dere ile birleştikten sonra Adliye Köyü kenarından Sakarya Nehri’ne katılır.
Akçay Deresi boyunca alabalık üretme çiftlikleri ve lokantaları mevcuttur. Bölge özellikle yaz aylarının kavurucu sıcağından kaçıp, serinlemek isteyenlere eşsiz bir ortam sunmaktadır.
Karaçay
Sakarya Nehri, Pamukova İlçesi’nin güneyinde il topraklarına girdikten itibaren önce güneybatı, kuzeybatı istikametinde akar, devamında Geyve Boğazı’na girmeden önce sağdan Karaçay Deresi katılmakta ve yeşillikler içerisinde 28.6 km yol kat etmektedir
İstanbul Deresi
Orman içinden geçen şelaleler eşliğinde bir yürüyüş parkuruna sahip olan İstanbul Deresi her mevsimde tatilcilerin ziyaretine müsaittir. Dere içinden ve dere kenarından devam eden yürüyüş parkuru çevresinde bulunan kestane ve kayın ağaçları burada yapılan gezileri daha güzel kılmaktadır.
Dere boyunca karşılaşılan küçük şelaleler, dere kenarında dizilen kestane ve kayın ağaçları ve suda bulunan benekli alabalıklar birleşerek bir doğa harikasını oluşturmakta ve burayı tatilcilerin vazgeçilmez mekanı haline getirmektedir.
Yanıkdere
Sapanca gölüne dökülen derelerden biri olan Yanık Dere, aynı zamanda oldukça renkli bir yürüyüş parkuruna sahiptir. Parkurun başlangıcı Sapanca merkezine 7 km uzaklıkta olup Mahmudiye ve Maşukiye’nin tam ortasında bulunmaktadır.Doğa severlerin hafta sonları yürüyüş parkuru olarak değerlendirdiği bölge, orman içerisine ilerleyen bir patikayla başlayıp dere yatağına bağlanmaktadır. Minik şelaleleri, doğal havuzları ve yer yer zorlu kaya tırmanışlarıyla diğer dere yürüyüş parkurlarından ayrılır. Hafta sonları doğanın güzelliklerini ve heyecanını doya doya yaşamak isteyenler için vazgeçilmez bir ortam sunmaktadır.
Mahmudiye Deresi
Samanlı Dağları’ndan gelen kar suları ve mevsim yağmurları ile beslenen Mahmudiye Deresi, yeşilliklerle bezeli tabii güzellikler içerisinde akarak Sapanca Gölü’ne dökülür. Dere boyu özellikle hafta sonları yürüyüş maksatlı gelen ziyaretçilerini ağırlamaktadır.
AV TURİZMİ
Av turizmi, bilinçli ve belli bir eğitime dayanarak, doğaya zarar vermeden yapılan,sadece olgunluğa erişmiş hayvanların avlanması olayıdır.Türkiye coğrafi yapısı, bitki örtüsü ve yaban hayatı bakımından av turizminin gelişmesine elverişli konumdadır. Av Turizmine açılacak avlaklar, ülkemizin av hayvanı potansiyeli dikkate alınarak, Orman Bakanlığı (Milli Parklar, Av ve Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü) tarafından tespit ve ilan edilmektedir. Yabancı turist avcılar, Orman Bakanlığınca A Gurubu Seyahat Acentelerine verilen Av Turizmi İzin Belgesi ile avlanabilmektedirler. Türkiye’de bilinçli ve gerçek anlamda av turizmi, 1981 yılında Antalya’nın Düzler çamı bölgesinde dağ keçisi ve domuz avı ile başlamıştır.
Sakarya’da Kara Tavuk, Yaban Ördeği, Bıldırcın avı için Küçük boğaz Gölü çevresi,Karasu Maden Deresi mevkii, Büyük Akgöl mevkii av için ideal yerlerdendir. Ayrıca, Sapanca Gölü ve etrafını çevreleyen Samandağı eteklerinde Keklik, Çulluk, Tavşan ve kış aylarında Domuz ve Geyik avı yapılabilmektedir. Sakarya, olta balıkçılığı açısından da önemli bir potansiyele sahiptir. Sapanca Gölü’nde Tatlı Su Levreği, Yayın, Tuna, Sazan, Kerevit; Küçükboğaz Gölü’nde Tatlı
Su Kefali; Maden Deresinin Kuyumculu Köyü dolaylarında Alabalık; Sakarya Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü yerde Mersin Balığı avı yapılmaktadır. Ancak balık avcılığı Sapanca Gölü’nde sürekli olarak yasaklanmıştır; ayrıca Poyrazlar Gölü sit alanı olması sebebiyle balık avına kapalıdır.
Flora Turizmi
Sakarya İli, iklimin, toprak yapısının kendisine verdiği avantajlar sayesinde çok zengin florasını insanların rehabilitasyonuna sunmaktadır. Sakarya İli’nin zengin florası içinde, geniş yapraklı ağaçlardan; meşe, kayın, gürgen, kestane, kızılağaç, kavak, dişbudak, ıhlamur, huş, akça ağaç ve çınar, iğne yapraklı ağaçlardan; sarıçam, kızılçam, karaçam, fıstık çamı, göknar, ladin, sedir, ardıç, selvi türleri ile onlarca değişik süs bitkisi bulunmaktadır.
Flora turizmi konusunda Sapanca İlçesi, biraz daha ön plana çıkmaktadır. İlçede 150 kadar süs bitkisi üretimi yapan küçük ve orta ölçekli işletme mevcuttur. Dış ve iç mekan süslemesinde kullanılmak üzere üretilip satışa sunulan süs bitkileri genel olarak; kent peyzajları (kent meydanları, parklar v.b), konutların çevre düzenlemeleri (bahçe, villa, site bahçelerinin tasarımları), konaklama ve yeme-içme tesislerinin, spor komplekslerinin tasarımları, karayolları ve diğer yol kenarlarının düzenlenmesinde, diğer turistik mekanların dış ve iç düzenlemelerinde kullanılmaktadır. Sakarya İli’ne gelen ziyaretçiler gezip görmenin, yemenin içmenin yanında doğal ortamında görüp dokunduğu, kokladığı, ağaç ve süs bitkisini alıp yaşadığı mekanlara taşıyabilme fırsatını bulmaktadırlar.
GÖLLER
[B]SAPANCA GÖLÜ
İzmit Körfezi’nin doğusunda vaktiyle Marmara Denizi’nin bir parçası iken yığılmalar sonucunda oluşan Sapanca Gölü’nün doğu-batı yönünde uzunluğu 17km. en geniş yeri ise, 6km.’ye ulaşır. Deniz seviyesinden yüksekliği 30 metre kadar olan gölün en derin yeri 61 metredir. Yüzölçümü 42 km2 olan Sapanca Gölü, kabaca elips biçimindedir.
Evliya Çelebi Sapanca Gölü’nü şöyle anlatır:
“Sapanca Gölünün çevresi 24 mildir. Dört çevresinde kasaba gibi 76 köy vardır. Cümle halkı bu haliç’in suyundan içtiklerinden yüzlerinin rengi kırmızıdır. Ürünleri çok ise de bağları yoktur. Bahçeleri hadden aşkındır. Bu gölün kenarında bir tür kavun ve karpuz olur ki, ancak ikisini bir eşek çekebilir. Bu göl içinde 80 pare(parça) kayık ve çırnaklar (tahıl kayığı) vardır ki, köyden adam, kereste ve eşya götürürler. Bu gölde bulunan yetmiş seksen çeşit balıktan avlayıp kar ederler. Alabalığı, Sazan balığı, turna balığı gibi tatlı su balıkları gayet lezzetli olur. Gölün derinliği ekseri yerlerinde yirmi kulaçtır. Suyu gayet saf ve berraktır. Kıyısında olan köylerin kadınları elbise yıkadıklarında asla sabun sürmezler. Bu gölün doğusunda iki saat uzaklıktan Sakarya nehri geçer. Kocaeli’nde İrva kasabası kenarında Karadeniz’e dökülür. Sakarya azıcık bir himmet ile bu göle akıtılabilir. Bu göl, İzmit Körfezi’ne üç saat kadar yakın olduğundan ayağı İzmit Tuzlası önünde deryaya karışır. Hatta, bir asırda bu gölü İzmit Körfezi’ne katmak için yüz binlerce kazma ve çapalı ırgat toplattırılmış ise de İzmit halkının buna birçok hazineler ve Nuh Ömrü gerektirir diye gevşeklik göstermesi işin tamamlanmasına engel olmuş. Ama Sakarya Nehri bu gölde, İzmit körfezine karıştırılsa Bolu’ya kadar beş konaklık yer mamur olurdu. İstanbul gemileri ta Bolu’ya yetişir ve İstanbul’da bir tahta üç akçeye, bir kantar odun beş akçeye olup hayratı büyük olurdu.
POYRAZLAR GÖLÜ
Adapazarı’nın kuzeydoğusunda Sakarya Irmağı’nın yakınındaki 60 hektarlık bu göle, yanındaki Poyrazlar Köyü nedeniyle bu ad verilmiştir. Gölün başka bir adı da Teke Gölü’dür. Sakarya Irmağı’nın eski yatağında oluşan Poyrazlar Gölü, iki sırt arasında uzanmakta olup, Sakarya Irmağı taştığında fazla suları Kapaklı Boğazı’ndan göle boşalmaktadır. Genel olarak bu şekilde beslenen Poyrazlar Gölü, oldukça derin olup yalnızca güney kıyıları sığ ve sazlıktır. Kuzey ucunda bir ayakla fazla suları Sakarya Irmağı’na boşalır. Başta sazan olmak üzere çeşitli tatlı su balıkları bulunan göl, son yıllarda piknik alanları ile gitgide turistik bir önem kazanmaya başlamıştır.
TAŞKISIĞI GÖLÜ
Adapazarı’nın kuzeyinde Taşkısık ve Ekizce köyleri arasında olup 90 hektarlık bir alanı kaplar Çaltıcak Gölü diye de anılan gölde, çeşitli tatlı su balıkları ve kerevit bulunur. Son yıllarda turistik yönden ilgi görmektedir.
KÜÇÜK AKGÖL
Taşkısığı Gölü’nün 3 km. doğusundadır. Yalnızca 20 hektar yüzölçümü olan bu göl, dipten kaynayan sularla beslenmektedir. Gölün kuzey kesimi sazlık ve bataklıktır. Fazla sularını, bir ayakla Çark Suyu’na boşaltır. Suyu tatlı ama bulanıktır. Bu nedenle tatlı su balıklarının yaşamasına elverişli bir ortam yoktur.
BÜYÜK AKGÖL
Merkez ilçe ile Karasu ilçesi arasında yer alan 190 hektar yüzölçümlü Büyük Akgöl’ün büyük kesimi sazlık ve bataklık durumundadır.Gölde bol balık olup zıpkınla avlanılmaktadır. Ayrıca gölün sazlık ve bataklık yerlerinde yabankazı ve yabanördeği de avlanmaktadır.
ACARLAR GÖLÜ
Karasu- Kaynarca sınırında yer alan bu göl, 1562 hektar yüzölçümlüdür. Bunun 861 hektarı bataklık durumundadır.Gölün çevresindeki orman örtüsü, yer yer bataklıkların içine sokulmuştur. Acarlar Gölü’nün fazla suları bir ayakla Sakarya Irmağı’na boşalmaktadır.
İl Ormanı Orman İçi Dinlenme Yeri
Adapazarı-Sapanca karayolu üzerinde Adapazarı’na 12 km mesafede 154.5 Hektar alana sahip günübirlik piknik sahasıdır. İlk olarak 1983 yılında tesis edilen sahada; idare binası, 5 adet tuvalet, elektrik, su (1 adet depo, 16 çeşme), 3 adet çocuk oyun alanı, sportif sahalar, 2 adet giriş kontrol kulübesi, kır gazinosu, büfe, manzara seyir terası, 4 adet yağmur barınağı, kamelya, 180 adet piknik masası gibi düzenleme çalışmaları mevcuttur.
Meşe, karaçam, sarıçam, kızılçam ve sahil çamı ile kaplı bulunan bir orman örtüsüne sahip olan O.İ.D.Y., Sakarya ve çevre illerden gelen ziyaretçilerin dinlenme ve rekreasyon ihtiyaçlarını karşılamaktadır.17 Ağustos 1999 depremiyle zarar gören bazı tesisler 2000-2002 yılları içerisinde yeniden yapılarak hizmete sunulmuştur.
ŞELALELER
Sakarya’nın oldukça bol ve güçlü akarsu kaynakları olması neticesinde doğal olarak şelaleri de boldur. Bunların başta geleni Doğançay (Maksudiye) şelaleleri’dir. Doğançay Beldesi Adapazarı-Geyve yolu üzerindedir. Doğançay’dan doğuya dönülerek Maksudiye Köyü’ne varılır.şelaleler Maksudiye Köyü sınırları içindedir. Dere üzerinde ard arda beş ayrı şelale oluşmuştur. Şelalelerin ve derenin bu kısmının içinden aktığı vadi oldukça dik yamaçlara sahip. Ancak hemen aşağı kısımlarda piknik yapmak için elverişli alanlar ve trekking parkurları vardır. Bir diğer şelale Madenderesi üzerinde ve Madenderesi Mesire Yerinin hemen doğu istikametindeki üst yamaçlarındadır. Bu şelalenin oluşumu maden ocakları için su almak amacıyla dere önüne set çekilmesi suretiyle olmuştur.
NEREYİ GEZERİZ...
Sapanca gölü
Marmara Bölgesi`nin doğu kesiminde, Adapazarı Ovasını İzmit Körfezi oluğuna birleştiren uzun bir çukurun doğu yarısında yer alan tatlı su gölüdür.
Sapanca`nın kıyıları, doğuda Sakarya ili, batı ucunda Kocaeli İlinde kalır. Havzası 252 km2`dir. Yüzölçümü 47 km2`dir. Doğu-batı uzunluğu 17 km`dir. Kuzey-güney genişliği 5 km olup yüzeyin denizden yüksekliği 31 m`dir. En derin yeri 61 m`dir.
Göl, adını güney kıyısında kurulmuş olan ilçeden alır. Eski Türk kaynaklarında Ayan Gölü olarak geçer. Özellikle güneyindeki dağlardan inen sellerle iyi beslenen göl, fazla suyunu, doğu ucundan Çark suyu aracılığı ile Sakarya ırmağına boşaltır. Gölü besleyen dereler, Karaçay, Kuruçay, Kurtköy, Mahmudiye, İstanbul, Karadere ve Kaymakçı Dereleridir. Kuzeyinde ve güneyinde uzanan dağ eteklerinde keklik, çulluk ve tavşan avı yapılmaktadır. Gölde her çeşit tatlı su balığı avcılığı yapılmaktadır.
Sapanca`yı Evliya Çelebi şöyle anlatır.: "Sapanca Gölünün çevresi 24 mil`dir. Dört çevresinde kasaba gibi yetmiş altı köy vardır. Cümle halkı bu haliçin suyundan içtiklerinden yüzlerinin rengi kırmızıdır.
Ürünleri çok ise de bağları yoktur. Bahçeleri hadden aşkındır. Bu gölün kenarında bir tür kavun ve karpuz olur ki, ancak ikisini bir eşek çekebilir. Bu göl içinde 80 pare(parça) kayık ve çırnaklar (tahıl kayığı) vardır ki, köyden adam, kereste ve eşya götürürler. Bu gölde bulunan yetmiş seksen çeşit balıktan avlayıp kar ederler. Alabalığı, Sazan balığı, turna balığı gibi tatlı su balıkları gayet lezzetli olur. Gölün derinliği ekseri yerlerinde yirmi kulaçtır. Suyu gayet saf ve berraktır. Kıyısında olan köylerin kadınları elbise yıkadıklarında asla sabun sürmezler. Bu gölün doğusunda iki saat uzaklıktan Sakarya nehri geçer. Kocaeli’nde İrva kasabası kenarında Karadeniz’e dökülür. Sakarya azıcık bir himmet ile bu göle akıtılabilir. Bu göl, İzmit Körfezi’ne üç saat kadar yakın olduğundan ayağı İzmit Tuzlası önünde deryaya karışır. Hatta, bir asırda bu gölü İzmit Körfezi’ne katmak için yüz binlerce kazma ve çapalı ırgat toplattırılmış ise de İzmit halkının buna birçok hazineler ve Nuh Ömrü gerektirir diye gevşeklik göstermesi işin tamamlanmasına engel olmuş. Ama Sakarya Nehri bu gölde, İzmit körfezine karıştırılsa Bolu’ya kadar beş konaklık yer mamur olurdu. İstanbul gemileri ta Bolu’ya yetişir ve İstanbul’da bir tahta üç akçeye, bir kantar odun beş akçeye olup hayratı büyük olurdu.
Elektrik İşleri Etüt Dairesi tarafından ölçmelere göre, gölün suyu kış ve ilk bahar aylarında yükselir, sonbahara doğru alçalır. İki seviye arasında 70-90 cm, bazen 120-130 cm fark görülür.
E-5 Karayolu gölün kuzey kıyısını, TEM Otoyolu ve demiryolu ise güney kısmından geçmektedir.
Sakarya` da tektonik oluşumlar sonucu meydana gelen Sapanca Gölü ve çevresi içerdiği son derece çarpıcı doğal güzellikleri ve yoğun yerleşim merkezlerinin ulaşabildiği bir konumda bulunması nedeniyle il merkezinin yanı sıra başta İstanbul olmak üzere çevredeki büyük kentlerin özellikler hafta sonları rekreasyon ve konaklama amaçlı taleplerine açık bir merkez niteliğindedir. Sapanca Gölü`nün yüksekliklerindeki Arifiye Ormanı`nda güzel kamping ve piknik alanları bulunmaktadır.
Ulusal ve uluslar arası sörf, yelken ve kürek müsabakalarının yapıldığı Sapanca Gölü bu organizasyonlarla sportif amaçlı çok sayıda ziyaretçi çekmektedir.
Sapanca gölüne dair kareler...
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links]) [Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Karasu sahilleri
Türkiye, zengin coğrafyası, en güzel kıyıları, kıyıların hemen ardındaki dağları, 10 bin yıllık tarihi, kültürü, folkloru, mutfağı, misafirperver insanları ile dünya turizminde rekabet üstünlüğü sağlayacak özelliklere sahiptir. Kitlere yönelik olan kıyı turizmi, deniz-kum-güneş üzerine kurulu bir üründür ve hem Akdeniz`in diğer ülkelerinde, hem de dünyanın pek çok yerinde bolca bulunmaktadır.
Sakarya ili de bu nimetlerin bolca bulunduğu bir mekandır. Karadeniz kıyısında yaklaşık 60 km. uzunluğunda bir şeride sahip olan Sakarya`nın özellikle Karasu ve Kocaali ilçelerinde doğal plajları mevcuttur.
Karasu Plajı; 20 km. uzunluğunda geniş bir kumsala sahip olan Karasu Sahili romatizmal rahatsızlıklara iyi gelen ince taneli kumu ve temiz suyu ile doğal bir plajdır.
Kocaali Sahil bandı; Karasu`ya 16 km uzaklıkta bulunan bu ilçemiz şifalı kumu, doğal plajı, kolay ulaşımı ile eşsiz bir sahile sahiptir.
Karasu sahillerine dair kareler...
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Justinyen köprüsü
M.S. 553 yılında yapımına başlanan köprü M.S. 561 yılında bitmiştir. Bizans İmparatoru Jüstinianus tarafından bu bölgede iki kola ayrılarak akan Sakarya Nehri`nin br kolu üzerinde inşa ettirilmiştir. Ancak, zamanla nehir yatağı değişmiş ve diğer kolda bütün olarak akmaya başlaması ile de köprü açık alanda kalmıştır. Tarihçilere göre bu bölgede Sakarya Nehri üzerinde daha öncede dört köprü daha yapılmıştır. Ancak, nehir akıntısı bu köprüleri yıktığı için İmparator Jüstinianus tarafından beşinci köprü yapılmış ve bu köprü "Beşköprü" olarak adlandırılmıştır.
Köprünün büyük kemeri üzerinde bir kitabe olduğu ve bu kitabede, "Mağrur İtalyan Esperi gibi bütün İran, Medik ve Barbar kabileler gibi akan su, akışı su kemerleriyle kesilen ey Sakarya, sen de şimdi hakimane bir eserin esiri olarak akıyorsun..." yazıtının bulunduğu rivayet edilmektedir. Sekiz kemer üzerinden, 429 m. uzunluğunda, 6,5 m. genişliğinde olan köprünün üzeri büyük ve düzgün taşlarla döşenmiştir.
Köprünün çevresinde bugün çevreden gelen turistlerin faydalandığı geniş bir mesire alanı vardır.
Justinyen köprüsü'ne dair kareler...
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
NERDE NE YERİZ...
Hanedan restorant
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Tığcılar Mah. Kavaklar Cad. İpek Sok. No: 4 (Oyakbank Arkası)
Adapazarı/Sakarya
Tarihin ve Lezzetin Buluştuğu Yer, Köfte, Islama Köfte, Kuzu Pirzola, Kuzu Şiş, Kiremitte Köfte, Soslu Kaşarlı Mantar, Yoğurt Spagetti, Domates Soslu Spagetti
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Namlı kebab
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Bosna Cd. 21/A
Adapazarı/Sakarya
Lahmacun, Kebap ve Izgara Çeşitleri, Sıcak Yemek Çeşitleri, Salata Çeşitleri, Tatlı Çeşitleri, Meşrubat Çeşitleri
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Sıcak Yemek Çeşitleri
* Ezo Gelin Çorbası : 2.50 YTL.
* Domates Çorbası : 2.50 YTL.
* Fındık Lahmacun : 0.75 YTL.
* 5 Çayı Lahmacun : 1.25 YTL.
* Lahmacun : 1.50 YTL.
* Antep Fındık Lahmacun : 1.00 YTL.
* Antep 5 Çayı Lahmacun : 1.50 YTL.
* Antep Lahmacun : 1.75 YTL.
* İçli Köfte Kızartma : 2.50 YTL.
* İçli Köfte Haşlama : 2.50 YTL.
* Bulgur Pilavı : 1.50 YTL.
* Pirinç Pilavı : 1. 50 YTL.
Salata Çeşitleri
* Ezme Salata : 2.50 YTL.
* Bahçevan Salata : 3.00 YTL.
* Mevsim Salatası : 2.50 YTL.
* Akdeniz Salatası : 3.50 YTL.
* Namlı Salata : 3.50 YTL.
* Süzme Yoğurt : 2.50 YTL.
* Çiğ Köfte : 4.00 YTL.
Kebap Çeşitleri
* Döner : 6.00 YTL.
* İskender : 7.50 YTL.
* Karışık İskender : 10.00 YTL.
* Bonfile İskender : 13.00 YTL.
* Yoğurtlu Kebap ( Urfadan, Dönerden ) : 8.00 YTL.
* Namlı Kebap : 14.00 YTL.
* Domatesli Kebap : 8.00 YTL.
* Ezmeli Kabap ( Şiş Urfa ) : 10.00 YTL.
* Beyti ( Acılı, Acısız ) : 9.00 YTL.
* Beyti Sarma Yoğurtlu, Soslu ( Acılı, Acısız ) : 10.00 YTL.
* Acılı Urfa : 7.00 YTL.
* Acısız Urfa : 7.00 YTL.
* Alenazik : 10.00 YTL.
* Açma Kebap : 10.00 YTL.
* Elazığ Serrum Kebabı : 8.00 YTL.
* Bolu Abant Yayla Kebabı : 10.00 YTL.
* Patlıcan Kebap : 9.00 YTL.
* Hünkar Beğendi : 10.00 YTL.
Izgara Çeşitleri
* Kuzu Pirzola : 13.00 YTL
* Dana Pirzola : 14.00 YTL.
* Dana Bonfile : 14.00 YTL.
* Biftek : 12.00 YTL.
* Külbastı : 12.00 YTL.
* Kuzu Şiş: 11.00 YTL.
* Kuzu Çöpşiş: 10.00 YTL.
* Kaburga : 10.00 YTL.
* Namlı Izgara : 16.00 YTL.
* Tavuk Izgara ( Göğüs But ) : 6.00 YTL.
* Tavuk Pirzola : 6.00 YTL.
* Tavuk Şiş : 6.00 YTL.
* Kanat : 6.00 YTL
Tatlı Çeşitleri
* Sütlaç : 2.50 YTL.
* Kadayıf : 3.00 YTL.
* Künefe : 4.00 YTL.
Meşrubat Çeşitleri
* Su : 0.75 YTL.
* Ayran : 1.25 YTL.
* Cola : 2.00 YTL.
* Light Cola : 2.00 YTL.
* Fanta : 2.00 YTL.
* Sprite : 2.00 YTL.
* Vişne, Şeftali, Kayısı, Karışık, Portakal : 2.00 YTL.
* Schwepps Mandalina : 2.00 YTL.
* Soda : 1.00 YTL.
* Taze Portakal Suyu : 4.00 YTL.
Meşhur Hacı baba ve oğlu
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Küpçüler Karşısı Değirmen Sapağı No:206 Erenler / Adapazarı / Sakarya
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yonca alabalık tesisleri
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Osman Yılmaz Cd. İtfaiye Yanı Eski Düzce Cd. Çaykenarı Hendek / Sakarya
0 543 6547226
Fırında Alabalık, Tavada Kılçıksız Balık, Fırında Kaşarlı Köfte, Fırında Alabalık Kaşarlı Terayağlı, Mantar Tava, Et Sote, Fırında Sütlaç, Salata Çeşitleri, Sıcak Soğuk İçecekler
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
YONCA ALABALIK TESİSLERİ
*Müessesemiz Alkolsüzdür.
*Özel gün ve gecelerde hizmetinizdeyiz.
*Hendek merkeze 750 m. mesafedeyiz.
Ahşap yapının üzerinde Çınar Ağaçlarının arasında ferah bir ortamda alabalık keyfine ne dersiniz?
Menümüz
*Fırında Kaşarlı Köfte
*Fırında Tavuk
*Fırında Kaşarlı-Tereyağlı Mantar,
*Izgara Köfte ve Çeşitleri
*Tavada Kılçıksız Balık
*Sac Tava
*Mantar Tava
*Et Sote
*Tereyağlı Menemen
*Fırında Sütlaç
*Salata
*Sıcak-Soğuk Alkolsüz İçecekler
__________________________________________________ ________________________________________
KONUYU ALINTI YAPMAYINIZ!!! GÜNCEL BİLGİLERE İLK MESAJDAN ULAŞINIZ!!!
Grup sürüşü hakkInda bilgiler lütfen okyun (okumak için tıklayın) ([Only Registered Users Can See Links])
KATILIMCI LİSTESİ
1- Motorize_deli (artçı) 05358734155
2- Deer_152 05456968001
3- İmmigrant
4- BuRaK
5- Erol dayı
6- Unfortunate
7- @aki 05337417482
8-Shocki
9-ARCHANGEL 05367668711
10-Zortex
Avrupa yakası lacivert Anadolu yakası Yeşil renkle belirtilmiştir...
Ortalama süre: 2:30
Ortalama yakıt sarfiyatı (100KM/5lt üzerinden hesaplanmıştır. Litre birim fiyatı 3ytl hesaplanmıştır.): 24YTL
Buluşma noktası (Avrupa yakası için): Bakırköy ömür alışveriş merkezi önü
Buluşma noktası (Anadolu yakası için): Kaynarca köprü altı
Kesin hareket saatii: 10:00
HAVA DURUMU
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
YOL HARİTASI
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[/CENTER]
KISACA GÜZERGAH
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Sakarya'ya dair kareler...
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
SAKARYA TARİHİ HAKKINDA BİLGİ
Sakarya, milat öncesi uygarlıklar döneminden Osmanlı Devleti’ne, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarih çizgisinde, Anadolu’ya renk veren kültürlerin birleştiği, 19. yüzyılda başlayan göçlerle, Kafkaslardan ve Balkanlardan gelen toplulukların oluşturduğu ve bu kültürlerin barış içinde yaşadığı bir ildir.
Sakarya hem tarihi hem de bugünü ile Türkiye’nin bir özeti niteliği taşımaktadır. Farklı coğrafyalardan gelmiş olmak ve farklı kültürlere sahip olmak Sakarya’da ayrıştırıcı değil birleştirici ve kaynaştırıcı bir rol oynamaktadır.
Selçuklular devrinde, Anadolu’nun tamamı hakimiyet altına alınınca bu nehre ve çevresine Sakarya adı verilmiştir. Sakarya ismi Türkler tarafından özellikle verilmiştir. Daha önceki isimlerinden ayrı, özgün bir isimdir.
Adapazarı’na gelince; Sakarya’nın merkezi olan Adapazarı, adını eskilerde bu alanda kurulan bir pazardan almaktadır.
KRALLIKLAR DEVRİNDE SAKARYA
Sakarya ilinin bilinen tarihi Hititlerle başlamaktadır. Çünkü Anadolu’da ilk siyasi birliği Hititler kurmuşlardır. Bu dönem de M.Ö. XIII. Yüzyıllara rastlar. M.Ö. 1200 yıllarında Hint-Avrupa asıllı ve Deniz Kavimleri denen topluluklar, Friglerle birleşerek Hitit egemenliğine son vermişlerdir. Bu kez Frigler Sakarya Irmağı ile Büyük Menderes’e kadar olan bölgeye sahip oldular. Sonra da hakimiyet alanlarını doğuda Kapadokya, batıda da Kilikya (Adana)’ya kadar genişlettiler. Başkent ise Gordion şehriydi. Sakarya Irmağı ile Ankara arasında yoğunlaşan Friglere M. Ö. VII. Yüzyılın ilk yarısında Kafkasya üzerinden Anadolu’ya gelen Kimmerler son vermiştir. Aynı dönemde Ege bölgesine Lidyalılar hakim olmuşlar ve hakimiyet alanlarını Sakarya’yı da içine alacak şekilde genişletmişlerdi. Ancak milli bir ordu meydana getirememeleri, Lidyalıların ömrünün kısa sürmesine yol açmıştır.
SELÇUKLULAR DEVRİNDE SAKARYA
XI. yüzyılın başlarında 1015 ile 1021 yılları arasındaki Kafkasya’dan Anadolu’ya keşif harekatı olarak yapılan ilk akınları Çağrı Bey gerçekleştirmiştir.
Anadolu’nun fethi amacıyla girişilen esas akınlar ise, 23 Mayıs 1040 tarihindeki Dandanakan zaferinden sonra kurulan Selçuklu Devleti’nin hükümdarı Tuğrul Bey’in öncülüünde 1048’den 1055 yılına kadar aralıklarla devam edildi. Bundan sonra da her yıl akınlar sürdü.
Alpaslan da Çağrı ve Tuğrul Beyler gibi Batıdaki genişleme siyasetine devam etti. 1064’de Ani ve Kars kalelerini ele geçirdi. Komutanlarından bazılarını Anadolu’ya akınlar yapmaları için görevlendirdi. Bu akınlar zamanla Urfa ve Antakya yoluyla Malatya’ya kadar genişledi. Hatta zaman zaman Sakarya Irmağı’na kadar uzadı.
26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi, Bizans savunma hattını yıkarken, Anadolu’nun kapılarını da Müslüman Türklere açıyordu.
OSMANLILAR DÖNEMİNDE SAKARYA
1071 Malazgirt Zaferi’ni müteakip Selçuklular, Horasan bölgesindeki Türk aşiretlerini Anadolu’ya yerleştirmişlerdi.
Osmanlı Devleti’nin özellikle İstanbul’un Fethin’den sonra, tüm Anadolu ve Balkanlarda istikrarı sağlaması ve müreffeh bir toplum yaratmasıyla başlayan süreçten Adapazarı ve çevresi de nasibini aldı. Osmanlının çöküş dönemlerine kadar Sakarya bölgesine sulh ve sükun egemen oldu.
Ancak çöküş dönemlerindeki olumsuzluklar Sakarya’yı da olumsuz etkilemiş, özellikle 2. Mahmut dönemindeki Ayanlık sistemi bölgeye de zarar vermiştir.
Öte yandan bu dönemlerde Adapazarı bölgesine, çok önemli miktarda mülteci akını olmuştur. Bu akınları doğuran olaylar, 1853 Kırım Savaşı, 1850-60 arası Şeyh Şamil olayı ve 1877-78 Osmanlı-Rus (93 Harbi) Savaşı’dır. Ayrıca gerek Balkan Savaşları, gerekse II. Meşrutiyetin ilanından sonra Bosna-Hersek’in Avusturya’ya geçmesiyle çok sayıda göçmen Adapazarı’na yerleştirilmiştir. Bu göçler, bugünün Sakarya’nın zengin kültürel varlığının oluşmasına da zemin hazırlamıştır.
KURTULUŞ SAVAŞINDA SAKARYA
Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu müfettişliğine atanmış ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmıştı. Havza ve Amasya genelgelerini yayınlayıp kongreler yaparak Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştı. Üç yıl boyunca devam eden Milli Mücadele hareketinde ve Kuvay-ı Milliye’nin kurulması aşamasında Adapazarı ön saflarda yerini almıştır.
Adapazarı’nda ilk müfrezeyi kurmakla Yüzbaşı Rauf, Yüzbaşı Ramiz ve Trabzonlu Doktor Raik görevlendirilmişlerdi. Onlar da Meto Hüseyin ve Mehmet beylerin katkılarıyla bu görevi tamamlamışlardı. Aynı anda Adapazarı, Hendek ve Geyve’de de Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kurulmuştu. Düşman ise paralı ajanlar vasıtasıyla ayaklanma çıkarma çabasını sürdürmekteydi.
Adapazarı’nda Kuvay-ı Milliye teşkilatını kurup, Mustafa Kemal Paşa’ya bağlılık mesajını çekenler şunlardı: Belediye Başkanı Fahri Bey, Müderris Harun, Ali Faik, Adil Hasan, işadamı Metazade Hüseyin, Mehmet S?tk?, Ömer Faik, Fabrika Müdürü Necmettin, Dava Vekili ?brahim ve emekli binbaşı İsmail Hakkı Bey.
Ayrıca Adapazarı çevresindeki Türk gençleri çeşitli çeteler oluşturarak, Ermeni ve Rum çeteleriyle mücadele ediyorlardı. Bunların belli başlıcaları Hendek, Akyazı ve Sapanca bölgelerini kontrolünde tutan Kazım Kaptan Grubu, Kaynarca yöresinde Rum ve Ermeni çeteleriyle savaşan Halit Molla Grubu ve Karasu ile Kandıra bölgesinde Ermeni çetelerine göz açtırmayan İbsiz Recep grubuydu.
10 Mayıs 1920’de Ahmet Anzavur Adapazarı ve Geyve bölgesinde ayaklanmış, ancak bütün savaşları başarısızlıkla sonuçlanarak 22 Mayıs 1920’de İstanbul’a gitmiştir. Kuvay-ı İnzibatiye de Eskişehir-İstanbul tren yolunu açmak ve Geyve Boğazı’na hakim olmak amacıyla ayaklanarak Sapanca ve Adapazarı’nı ele geçirmişse de Çerkez Ethem tarafından bozguna uğratılmıştır. İsyancılar Düzce ve Hendek’i ele geçirmişler ancak yine Çerkez Ethem tarafından etkisiz hale getirilmişlerdir.
Öte yandan 11. Yunan Tümeni İzmit’i işgal altında bulundururken, 24 Mart’ta Kırkpınar’ı, Sapanca’yı, bir gün sonra da Adapazarı’nı işgal etmişti. 3 ay süren Yunan işgalini milli çete grupları dağıtmışlardır.
İşgalin sinyallerini alan Adapazarı halkı önceden şehri boşaltmıştı. Kimsesiz kadın ve çocuklar da İran Konsolosluğu’na sığınmışlardı.
28 Mart sabahı Yunan birlikleri Sakarya’yı geçerek nehrin 500 metre doğusuna ilerlemişlerse de, Türk kuvvetleri yoğun çarpışma ile tekrar Yunan kuvvetlerini nehrin batısına püskürtmüştü.
Ahşap Tavuklar Köprüsü birliklerimiz tarafından yakılmış ve düşmanın köprüyü kullanarak nehrin doğusuna geçmesi engellenmişti. Aynı amaçla Taşlık Köprüsü de yakılmıştı.
Diğer taraftan görevi Kocaeli bölgesini düşman işgalinden kurtarmak olan, yeni bir kolordu kuruluyor, komutanlığına da Albay Kasım Bey atanıyordu. Kasım Bey Mayıs 1921 başlarında kolordusunu Düzce’den Geyve’ye naklediyordu. Bir alay Sakarya Nehri boyunca yayılırken, bir alay da Arifiye-İzmit güzergahına yerleşmişti. Diğer bir alay da İzmit dolaylarında yedekteydi.
Düşmanın 19. Tümeni ise yeni bir düzenleme çerçevesinde 16 Haziran 1921’den itibaren İzmit’te toplanmaya başlamıştı ki, esas itibarıyla düşman Bursa’ya çekiliyordu. Ancak düşmanın Adapazarı’ndan çekilirken şehri yakmaması için tedbirler alınmış ve Sakarya Bölge Komutanlığı’nın üç baskın kolu, 21 Haziran 1921 sabahı erken saatlerde küçük bir çatışma sonucu şehre girmişti. Osman Kaptan, Kazım Kaptan kuvvetleri ile Molla Halit kuvvetleri derhal şehirde asayişi sağlamış, Hükümet Konağı’na Türk bayrağını çekmiş ve kurtuluştan sonraki ilk sabah ezanını da Halit Molla bizzat okumuştu.
İşte bu yüzden her yıl 21 Haziran tarihi Adapazarı’nın kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.
ATATÜRK VE SAKARYA
Atatürk Büyük Taarruz arifesin de, hem TBMM Başkanlığı görevini, hem de başkomutanlık görevini yürütüyordu.
Kocaeli bölgesindeki birlikleri denetlemek için 13 Haziran 1922’de Geyve’ye, bir gün sonra da Adapazarı’na gelmişlerdi. Atatürk burada, Askerlik şubesi Başkanı Baha Bey’in evinde misafir kalan annesiyle buluşup, geceyi istasyon karşısında bir evde geçirir. Ertesi gün Adapazarı’nda konuşmalar yapar ve çarşıyı gezerek Acem İsmail Efendi’nin dükkanında kahve içer. Öğle namazını da Orhan Camii’nde kıldıktan sonra İzmit’e geçerek geceyi orada geçirir. Ertesi gün Fransız gazeteci Claude Farrere ile görüşür ve birlikte İzmit halkına hitap ederler. Aynı gün tekrar Adapazarı’na özel bir trenle döner. Adapazarı’nda Sabiha Hanım İlkokulunu ziyaret ederek öğretmenlerle sohbette bulunur.
Atatürk 20 Haziran 1922’de Ankara’ya dönecektir. Ancak ertesi gün 21 Haziran’dır ve Adapazarı’nın düşman işgalinden kurtuluşunun I. yıldönümüdür. Halkın kurtuluş törenlerine katılma isteklerini geri çevirmeyerek dönüşünü bir gün erteler ve çok coşkulu bir şekilde kutlanan bu törenlere katılır.
Atatürk’ün huzurunda askeri geçit töreni yapıldıktan sonra, belediyenin önünde toplanan halkla beraber, Adapazarı gibi Edirne ve İzmir’in de düşman işgalinden kurtulması için dua edilir. Duayı müteakiben kürsüye çıkan Atatürk, halka hitap eder. Ardından da annesiyle birlikte Ankara’ya gitmek üzere Adapazarı’ndan ayrılır.
Atatürk bu ziyaretinden önce de bir kez Adapazarı’na gelmişti. Atatürk’ün Adapazarı’na ilk gelişi 1920 yılında Batı cephesini kontrol etmek amacıyla Beypazarı, Nallıhan, Göynük, Taraklı ve Geyve üzerinden Mekece’ye gelişiydi.O zaman Halit Paşa’yı ziyaretten sonra birlikleri de teftiş edip Ankara’ya dönmüştü.
Atatürk’ün üçüncü kez Adapazarı’na gelişi ise 1934’te olur. 13 Temmuz 1934’te Bolu üzerinden Adapazarı’na gelen Atatürk, doğruca Halkevi’ne giderek yöneticilerle görüşür ve halka hitap eder. Sonra da istirahat etmek üzere Hasan Cavit Belül’ün evine gider. Ancak İzmir’de meydana gelen bir olay dolayısıyla programını değiştirerek İstanbul’a hareket eder.
SAKARYA ORMANLARI ve TERSANE-I AMİRE
Osmanlı Devleti, özellikle Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi'nden sonra Akdeniz egemenliğini ele geçirmek için denizciliğe ve dolayısıyla donanmaya büyük önem veriyordu. Bu maksatla Halic Tersâne-si genişletildi ve başka tersâneler de kurulup kapasiteleri arttırıldı.
Gemi yapım ve onarım çalışmalarının en önemli ana malzemelerinden biri olan keresteye Tersâne-i Amire her zaman ihtiyaç duymuştur. Çok eski dönemlerden beri bu ihtiyacı büyük ölçüde karşılayan bölge, Kocaeli livâsındaki ormanları içine alan İznikmid (İzmit), İznik, Yalakâbad, Sarıçayır, Pazarköy, Abısâfî, Karamürsel, Akhisar (Pamukovva), Geyve, Akyazı ve Sabanca kazalarından teşekkül etmekteydi. Bu bakımdan yöredeki "orman denizi", Tersâne-i Amire için "Kereste Ocaklığı" olarak tâyin edilmişti. Yani, yılda belli bir miktarın altında olmamak kaydıyla bu bölgeler kereste temin etmekle yükümlü idiler. Her baharda Donanma-i Hümâyûn Akdeniz, Karadeniz gibi sulara açıldığından, yeni gemilerin yapımı ve onarıma ihtiyaç gösterenlerin yenilenmesi, bol miktarda kereste teminine bağlıydı. Kereste ve keresteden mâmul maddeler (gemi küreği, direk, seren, tüfenk kundağı vb), genellikle orman bakımından zengin olan bu yöreden sağlanıyordu. İzmit Tersânesi için de bu ormanlardan kereste elde ediliyordu. İzmit'de görevli olan "İznikmid Kereste Emîni (Nâzırı)"nin görevi, Tersâne-i Amire'ye kereste naklini sağlamaktı. Kapudan-ı Deryâ'nın teklifiyle atanan İznikmid Kereste Emîni, kerestenin dağlardan kesimi, kıyılara indirilmesi ve İstanbul'a gönderilmesi yanında, bu hususta ortaya çıkabilecek güçlükleri çözmekle de sorumlu idi. Balaban-zâde ve Müderris-zâde Mustafa, meşhur kereste eminlerinden idiler. Kereste Emâneti'nin hesapları, düzenli olarak defterlere kaydedilirdi. Acil durumlarda kesim ve nakil işlerini denetlemek için İstanbul'dan bir "Mübâşir" de gönderilirdi.
Bunun yanında Tersâne-i Amire'nin, Kocaeli ve Sakarya yöresinden sağlanan kalas, tomruk, kereste gibi ihtiyaç maddelerinin Karadeniz'e yahut İzmit Körfezi'ne indirilmesi ve buralardan gemilere yükletilerek emniyetle İstanbul'a nakli işleri ile ilgilenen ve "Tahta Serdârlığı" olarak isimlendirilen bir memuriyet daha vardı. XVIII. yy. sonlarına ait bazı belgelerde zikredilen, ancak Osmanlı tarihi ile ilgili literatürde yakın zamana kadar rastlamadığımız bu memuriyetin, ilk olarak ne zaman teessüs etmiş olduğu hakkında da bilgimiz yoktur. Yeniçeri Ocağı'ndan işbilir, çalışkan, dürüst, nüfuzlu olmasına dikkat edilerek seçilen ve tâyin olunan "Tahta Serdârları"nın, kereste kesilen orman ve bölgelerin güvenliği, eşkıyâ ve soygun olaylarından korunması da önemli görevleri arasında idi. Kasabalara da tahta serdârı atandığı olurdu. Kocaeli Sancağı'nda bazı kazaların "Tahta serdarlığı" ile birlikte "Yeniçeri zâbitliği"nin tek kişinin uhdesine verildiğine dair kayıtlar vardı.
İzmit'in hinterlandı olan Ada (Ada Karyesi), Akyazı, Abısâfî, Sarıçayır, Akhisar ve Geyve yöresi, XVI.-XVII. yy.ın ilk yarısında mavna, kadırga ve bağtardaların sütün ve serenlerinin yapımında kullanılacak ağaçların temin edildiği üç bölgeden biri idi. Bu malzemeler, İzmit İskelesi'ne arabalarla nakil olunarak buradan gemilerle İstanbul'da Tersâne-i Amire'ye taşınıyordu.
Bilhassa kalyon sütün ve serenleri için oldukça elverişli ormanlara sahip olması sebebiyle Milan Nehri kenarında bulunan Akçaşehir, Karasu ve Bolu'ya tâbi Eftani kazalarından ve Foçalar Dağı'ndan kereste temin edilirdi.
Gemi küreği ihtiyacının bir kısmı da XVII. yy.ın ikinci yarısına kadar Karasu reâyâsının, avârızları karşılığında yılda 550 kürek vermeleriyle karşılanıyordu.
Gemi fenerlerinin içine konulup yakılarak gemilerin aydınlanmasına yarayan ve fânuslarda yakılmak üzere bağtardalarda kullanılan balmumunun (şem'-i asel) temin edildiıği birkaç yerden ikisi de, Sakarya yöresindeki İsmihan Sultan Evkafına ait Karasu ile Çardak idi.
Gemi inşâsı sadece İstanbul ve İzmit'de yapılmıyordu. Sinop, Amasra, Sakarya Nehri'nin üzerinde ve nehrin Karadeniz'e döküldüğü ağızda her dönemde gemi inşa faaliyetleri devam etmiştir. 1515 tarihli bir belgede Bender-Ereğli (Karadeniz Ereğlisi) İskelesi'nin yıllık liman geliri 5.484 akça idi. Bu yekûna, Akçaşehir (Akçakoca) ve Sakarya (Leb-i Sakarya = Sakarya ağzı) da dahildi. Karasu İskelesi'nin adı belgede belirtilmemiş olmakla birlikte, sonraki yıllara ait kayıtlarda bu çok küçük limanın da Bender-Ereğli hesaplarına dahil edildiğini görmekteyiz. Dolayısıyla bu limandan elde edilen gelirin de Bender-Ereğli gümrük mukataasının bir parçasını oluşturduğu tahmin olunmaktadır. Yine belgelerden öğrendiğimize göre XVI. yy.ın ortalarına doğru Karasu, Akçaşehir ve Sakarya ağzı' ndan elde edilen gümrük vergilerinin toplamı, Bender-Ereğli'nin tek başına elde ettiği verginin yarısı kadardı.
Nakledilen kereste miktarından ve inşa edilen gemi adedinden, Kefken Tersânesi' nde büyük bir faaliyet olduğu anlaşılmaktadır. İnebahtı fâciası (1571) akabinde 1572 yılında 15 kadırga, 1703'de de 2 firkate inşa edildiğine dair belgelere rastlanmıştır:
Şubat 1572'de, inşası emrolunan 10 kadırga için lüzumlu kerestenin temini maksadıyla Şile, Sabanca, Akyazı, Konrapa, Göynük, Bend-Ereğli Yenice-i Taraklı, Geyve ve Akhisar kadılarına hüküm gönderilmiştir. Nisan 1572 tarihli Kandıra kadısına gönderilen bir hükümde ise bunlara bir bağtarda ve dört kadırganın inşası ilâve edilmiştir. Yine aynı tarihli, mütekaid Vezir Mustafa Paşa'ya gönderilen hükümde, 15 geminin ihtiyacı olan kendirin temin edilmesi emrolunmuştur. Ekim 1572 tarihli İznikmid ve Ada kadılarına yazılan diğer bir hükümde ise, inşası tamamlanan 15 gemide çalışan neccar ve kalafatçıların ücretlerinin ödenmemesinin sebepleri sorulmuştur.
Kefken Tersânesi bir fermanla ihdâs edilmiş ve tâmiri için, avârızı dîvâniyyeden muaf olmak karşılığında o yöreden sekiz kişi, kendi istekleriyle görevlendirilmişti.
Karadeniz kıyısında bulunan Kerpe'de de 1703 yılında iki firkate inşa edildiğine dair belgeye rastlanmıştır.
Sakarya nehrinde 1571'de 5 kadırga inşa edilmiştir. Bu tarihte Akhisar, Geyve, Yenice, Göynük ve Akyazı kadılarına yazılan bir hükümde, önce 15 kadırga inşası için san'atkâr temini emredilmiş; daha sonra Kandıra kadısına ve Nuh Çavuş'a gönderilen hükümde bu gemilerden 10'unun inşasından vazgeçildiği bildirilmiştir.
Sapanca'da 1697/98'de iki üstü açık inşa edilmişti.
Ayrıca hâssa (saraya mahsus) kayık ve sandallar ile hammal kayıklarının yenilenmesi ve tâmiri için de İzmit ve civarındaki ormanlardan yararlanılmakta ve bölgedeki kazalardan, satınalma yoluyla kereste temin edilmekteydi.
Kereste, ormanlardan iskelelere camus arabalarıyla nakledilmekteydi. Bunun için yolların düzenlenmesi ve gerekli yerlerde köprülerin sağlamlaştırılması yoluna gidiliyordu. Meselâ 1700 yılında Sakarya'nın doğu yakasında kesilen büyük kapudane kalyonuna ait kerestenin taşınmasında demir dingilli, toprak tekerlekli top arabası kullanılmış; Sakarya nehrinden geçirilmesi esnasında ise köprünün tâmiri ve genişletilmesi gerekmiş; ayrıca kerestenin iskeleye nakli için 50 çift camuğa ihtiyaç duyulmuştu.
Sakarya yöresindeki köprülerin çoğu, başka bir malzeme gerekmeden ormanlardan temin edilen kereste ile ahşap olarak yapılıyor ve tamire muhtaç olanlar ise, gerekli hammadde kolaylıkla sağlanabildiğinden, daha sür'atli bir şekilde onarılıyordu.
Kocaeli ve Sakarya "orman denizi" kızılçam, sarıçam, karaçam, dişbudak, kayın, gürgen, köknar, defne, ardıç, meşe, ceviz, ıhlamur vb. ağaçlarıyla yüzyıllarca hem gemi kerestesi ve hem de diğer sanayi ürünleri imalâtı yanında, İstanbul'un yakacak ihtiyacını da karşılamak için aşırı şekilde kullanıldı. Kıyılara yakın ormanlar tükenince, daha içlere gidildi. Sakarya Nehri yoluyla balta girmemiş kısımlara ulaşmak ve gemi malzemesine uygun kereste bulmak projeleri geliştirildi. Bu arada Sapanca Gölü'nü İzmit Körfezi'ne bağlamak teşebbüslerinde bulunuldu ise de sonuç alınamadı. Üskübi ve Düzce'nin güneyine düşen Tefeni Gölü'ne ve etrafındaki girilmemiş orman hazinesine ulaşıldı.
Gemi kerestesine duyulan ihtiyacın devamlı olması sebebiyle "ocaklık" tâyin edilen ormanlarda ağaçların rasgele kesilmemesi için devlet, bölgeye korucular göndererek ve birtakım tedbirlerle ormanları korumaya çalışmıştır.
Kuzeybatı Anadolu'da su ile çalışan, çeşitli biçim ve büyüklükte kereste hazırlayan çok sayıda bıçkı vardı. Bu bıçkıların genellikle sipahî yahut askerî sınıfına mensub başka kişiler olan sahipleri, odun ve kereste ticaretinden kâr etmenin yollarını bulabiliyorlardı. Askerî statü sahibi tâcirler İstanbul' a odun gönderip fiyatları yükselttikleri gibi, araba ile yapılan taşımacılığı da ellerine geçirerek yöre halkını geçim kaynağından yoksun bırakmışlardı.
XVII. yy.ın ilk yarısında İstanbul'daki tüketicinin bir çeki odun almak için ödemesi gereken fiyatı yükselten çok sayıda faktör hakkında bazı bilgilere sahibiz. Eskiden mallarını sâhile getirip çekisi 16 akçadan satan odun tâcirleri, çeki başına 20 akça istiyorlardı. Taşıma sektöründeki fiyat artışları ise çok daha dramatikti. İzmit ve Yalak-âbâd (Yalova) ile İstanbul arasında odun taşıyan gemiciler eskiden bir çeki odun için 5-8 akça alırlardı.
Devletin talepleriyle halkın ihtiyaçlarının çatışması, bazı durumlarda da yasadığı ağaç kesimlerine ve kaçakçılığa yol açmıştır. İzmit ve Sapanca ormanlarının derinliklerinde, çoğu Rumeli'den yeni göçmüş olan ve yoldan geçenleri soyarak geçimlerini sağlayan yasadığı baltacı toplulukları yaşardı. Kaçakçılar, tersâne için devlet tarafından ağaç kesmekle görevlendirilen baltacılara da saldırırlardı.
Kocaeli civarında ormanlık bölgede yaşayan halk, aynı zamanda kereste ticareti de yapmak da ve elde ettikleri keresteyi İzmit İskelesi'ne götürüp satmakta idiler. Ancak devlet, memleket hâricine ve tüccâra kereste satılmasını yasaklamıştı. Bunun neticesi olarak kereste kaçakçılığı ortaya çıktı. İzmit ve Sapanca ormanlarının iç kısımlarında yerleşen Rumelili göçmenler, kanunsuz ağaç keserek satıyorlardı.
Saray mutfağının odun ihtiyacı da Üsküdar, Akyazı, Abısâfî, Sarıçayır ve Sapanca ormanlarından sağlanırdı.
Bunlardan başka, eski dönemin hayvanlarla çekilen araba yapımı da, bölgedeki kereste bolluğu ile açıklanabilir. I. Dünya Savaşı içinde 1916'da büyük bir tesis olarak kurulan ve orduya nakliye arabası ve tüfek parçaları hazırlayan "Araba Fabrikası" nın, Adapazarı sanayi tarihinde önemli yeri vardır. Cumhuriyet döneminde "Demir-Tahta Fabrikası" (DA-TA) adını alan ve istasyonun batısındaki bu fabrika (bugünkü Ziraî Donatım Kurumu), eskiden sergilere katılacak kadar kaliteli imâlât yapıyordu.
1919 yılında İstanbul'da açılan bir sergide, Adapazarı'nın da bir oda takımı ile sergilendiğini biliyoruz. Bu yılın Ekim ayında İstanbul'da Türk Ocağı'nda açılan sanayi sergisi ile ilgili olarak şunlar yazılıdır: "Sergide, özellikle Adapazarı Fabrikası mâmûlâtından bir oda takımı, sedefçiliğin büyük san'atkârı Vâsıf Bey'in çeşitli sedef sehpaları, Hâfız Necmeddin Efendi'nin levha kenarları, kitab kapları, ebrûlu kâğıtları; Kehribârcı Ali Efendi'nin kehribâr ağızlıkları, dikkati çeken güzel eserler idi" (M. Erendil, s. 86-87).
Alıntı:[Only Registered Users Can See Links]
SAKARYA ve DOĞA TURİZMİ
Sakarya Nehri
Sakarya Nehri’nin, Sakarya İl sınırlarına girişini takiben izlediği yol, iklimin de kendisine sağladığı avantajlarla seyrine doyulmaz görüntüler sergileyerek ve Karadeniz’e biran önce kavuşma arzusuyla, coşkuyla devam etmektedir. Geyve Boğazı boyunca uzanan nehri, bir yandan demiryolu, bir yandan da karayolu izlemektedir. Özellikle yeşilin her tonunun hakim olduğu bu kesim, nehir ile güzel bir uyum oluşturmaktadır. Yol boyunca hemen nehrin kenarında bulunan dinlenme tesisleri, kır gazinoları seyahat edenler için eşsiz bir dinlenme fırsatı sunmaktadır.
Sakarya Nehri’nin 720 km süren yolculuğunun son noktası Karasu İlçesi’nin Yenimahalle Semti’dir. Burada bulunan çay bahçeleri, balık lokantaları ağırladığı misafirlerine bu güzelliğe tanıklık etme fırsatını vermektedir.
Mudurnu Çayı
Pamukova’nın güneyinden il topraklarına giren Sakarya Nehri’ne, Adapazarı’nın doğusunda katılan Mudurnu Çayı, nehre Sakarya İl sınırlarında katılan en uzun akarsudur (64.9km).
Aygır Deresi
Sapanca Gölü’ne dökülen yüksek debili, coşkulu derelerden birisidir. Derenin çevresinin doğa gezilerine uygun olması ve İstanbul’dan 1.5 saatlik bir yolculukla ulaşılması; Aygır Deresi’ni özellikle hafta sonları İstanbullu doğa severlerin başlıca uğrak yeri haline getirmektedir. Dere boyunca devam eden yürüyüş parkuru, kanyon içinde devam etmektedir. Kanyon içinde bulunan iki şelalenin görüntü güzelliği ve şelalelerin altındaki gölcüklerde yüzme imkanının bulunması tatilciler için burayı vazgeçilmez kılmaktadır. Dereden alabalık yakalamakta mümkündür. Yakalanan alabalıklar buraya gelen tatilcilerin damak tadına hitap etmektedir.
Kurtköy Deresi
Yazın kuruyan Kurtköy Deresi, Sapanca Gölü’nün su seviyesinin yüksekliğinde etkili olan başlıca derelerdendir. Sapanca’nın bulunduğu ovalık arazi bu derenin sürüklediği alüvyonlar sonucu oluşmuştur.
Doğançay
İlkbahar, yaz ve sonbahar mevsimlerinde tatilcilerin uğrak yeri olan Doğançay’ın suyu genellikle az olmasına rağmen muhteşem bir çağlayan göle sahiptir. Bölgeye ulaşım Bilecik yolundan Doğançay sapağına dönülerek sağlanmaktadır.
Özellikle hafta sonları çevre illerden doğa yürüyüşü ve kamp yapmak maksadıyla gelen ziyaretçilerine eşsiz güzellikler sunmaktadır. Sahip olduğu oldukça zorlu yürüyüş parkuru orman içinde başlayıp dere yatağında devam etmektedir. Dere yatağındaki bu zorlu yürüyüşün sonunda çağlayan kenarında yemek yeme ve köy kahvesinde çay içme olanağı bulunmaktadır.
Çark Suyu
Sapanca Gölü’nün bir ayağı olan Çark Suyu, Adapazarı’nın içinden geçmekte ve Sapanca Gölü’nün fazla suları, Çark Suyu ile Sakarya Nehri’ne boşalmaktadır. Çark Suyu kenarındaki Çark Mesire, içindeki hayvanat bahçesi ve yeme içme tesisleriyle Adapazarı’nın turistik potansiyeli en yüksek yerlerinden biridir. [[Only Registered Users Can See Links]]
Dinsiz Çayı
Mudurnu Çayı’nın bir kolu olan Dinsiz Çayı’nın uzunluğu 34 km dir. Dinsiz Çayı, Hendek sınırı yakınında Beynevit Köyü civarında doğmaktadır. Daha sonra doğudan Fabrika Dere ve Balıklı Dere’yi, güneyden Bıçkı ve Gürcü Dere’yi alarak, Akyazı, Hendek ve merkez ilçe sınırlarının birleştiği yerde Mudurnu Çayı’na katılmaktadır.
Değirmendere
Değirmendere, Kandıra’nın doğusundaki Alabağlar Köyü yakınından doğar. Kandıra, Kaynarca sınırını çizerek akar. Kaynarca’nın kuzeyinde Karaboğaz yöresinde Karadeniz’e dökülür.
Maden Deresi
Maden Deresi, Hendek İlçesi’nin kuzeyinden, Çaltepe’den doğarak 30 km bir yol kat ettikten sonra Kocaali’nin batısından Karadeniz’e ulaşmaktadır. Oldukça sık bir ormanlık alan içerisinde derince bir vadinin içinde akan derenin sağ ve sol kıyılarında kayın, kestane ve çınar ağaçları arasında bulunan patikalar, yürüyüş için oldukça uygun bir ortam oluşturmaktadır. Patikayı takiben kayalıklar üzerinde çeşitli mağara girişlerinin bulunduğu bölgede Cumhuriyetin ilk yıllarında açıldığı söylenen bir altın madeni bulunmaktadır. Maden kapatılmış olup madene ait bazı tünel ve yollar hala kullanılmaktadır. Ayrıca alabalık ve sazan balığının bulunduğu derede olta balıkçılığı da yapılmaktadır [[Only Registered Users Can See Links]].
Akçay
Geyve İlçe’sinin kuzeybatısındaki Eskiyayla mevkiinden doğan Akçay Deresi, çok sayıda küçük dere ile birleştikten sonra Adliye Köyü kenarından Sakarya Nehri’ne katılır.
Akçay Deresi boyunca alabalık üretme çiftlikleri ve lokantaları mevcuttur. Bölge özellikle yaz aylarının kavurucu sıcağından kaçıp, serinlemek isteyenlere eşsiz bir ortam sunmaktadır.
Karaçay
Sakarya Nehri, Pamukova İlçesi’nin güneyinde il topraklarına girdikten itibaren önce güneybatı, kuzeybatı istikametinde akar, devamında Geyve Boğazı’na girmeden önce sağdan Karaçay Deresi katılmakta ve yeşillikler içerisinde 28.6 km yol kat etmektedir
İstanbul Deresi
Orman içinden geçen şelaleler eşliğinde bir yürüyüş parkuruna sahip olan İstanbul Deresi her mevsimde tatilcilerin ziyaretine müsaittir. Dere içinden ve dere kenarından devam eden yürüyüş parkuru çevresinde bulunan kestane ve kayın ağaçları burada yapılan gezileri daha güzel kılmaktadır.
Dere boyunca karşılaşılan küçük şelaleler, dere kenarında dizilen kestane ve kayın ağaçları ve suda bulunan benekli alabalıklar birleşerek bir doğa harikasını oluşturmakta ve burayı tatilcilerin vazgeçilmez mekanı haline getirmektedir.
Yanıkdere
Sapanca gölüne dökülen derelerden biri olan Yanık Dere, aynı zamanda oldukça renkli bir yürüyüş parkuruna sahiptir. Parkurun başlangıcı Sapanca merkezine 7 km uzaklıkta olup Mahmudiye ve Maşukiye’nin tam ortasında bulunmaktadır.Doğa severlerin hafta sonları yürüyüş parkuru olarak değerlendirdiği bölge, orman içerisine ilerleyen bir patikayla başlayıp dere yatağına bağlanmaktadır. Minik şelaleleri, doğal havuzları ve yer yer zorlu kaya tırmanışlarıyla diğer dere yürüyüş parkurlarından ayrılır. Hafta sonları doğanın güzelliklerini ve heyecanını doya doya yaşamak isteyenler için vazgeçilmez bir ortam sunmaktadır.
Mahmudiye Deresi
Samanlı Dağları’ndan gelen kar suları ve mevsim yağmurları ile beslenen Mahmudiye Deresi, yeşilliklerle bezeli tabii güzellikler içerisinde akarak Sapanca Gölü’ne dökülür. Dere boyu özellikle hafta sonları yürüyüş maksatlı gelen ziyaretçilerini ağırlamaktadır.
AV TURİZMİ
Av turizmi, bilinçli ve belli bir eğitime dayanarak, doğaya zarar vermeden yapılan,sadece olgunluğa erişmiş hayvanların avlanması olayıdır.Türkiye coğrafi yapısı, bitki örtüsü ve yaban hayatı bakımından av turizminin gelişmesine elverişli konumdadır. Av Turizmine açılacak avlaklar, ülkemizin av hayvanı potansiyeli dikkate alınarak, Orman Bakanlığı (Milli Parklar, Av ve Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü) tarafından tespit ve ilan edilmektedir. Yabancı turist avcılar, Orman Bakanlığınca A Gurubu Seyahat Acentelerine verilen Av Turizmi İzin Belgesi ile avlanabilmektedirler. Türkiye’de bilinçli ve gerçek anlamda av turizmi, 1981 yılında Antalya’nın Düzler çamı bölgesinde dağ keçisi ve domuz avı ile başlamıştır.
Sakarya’da Kara Tavuk, Yaban Ördeği, Bıldırcın avı için Küçük boğaz Gölü çevresi,Karasu Maden Deresi mevkii, Büyük Akgöl mevkii av için ideal yerlerdendir. Ayrıca, Sapanca Gölü ve etrafını çevreleyen Samandağı eteklerinde Keklik, Çulluk, Tavşan ve kış aylarında Domuz ve Geyik avı yapılabilmektedir. Sakarya, olta balıkçılığı açısından da önemli bir potansiyele sahiptir. Sapanca Gölü’nde Tatlı Su Levreği, Yayın, Tuna, Sazan, Kerevit; Küçükboğaz Gölü’nde Tatlı
Su Kefali; Maden Deresinin Kuyumculu Köyü dolaylarında Alabalık; Sakarya Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü yerde Mersin Balığı avı yapılmaktadır. Ancak balık avcılığı Sapanca Gölü’nde sürekli olarak yasaklanmıştır; ayrıca Poyrazlar Gölü sit alanı olması sebebiyle balık avına kapalıdır.
Flora Turizmi
Sakarya İli, iklimin, toprak yapısının kendisine verdiği avantajlar sayesinde çok zengin florasını insanların rehabilitasyonuna sunmaktadır. Sakarya İli’nin zengin florası içinde, geniş yapraklı ağaçlardan; meşe, kayın, gürgen, kestane, kızılağaç, kavak, dişbudak, ıhlamur, huş, akça ağaç ve çınar, iğne yapraklı ağaçlardan; sarıçam, kızılçam, karaçam, fıstık çamı, göknar, ladin, sedir, ardıç, selvi türleri ile onlarca değişik süs bitkisi bulunmaktadır.
Flora turizmi konusunda Sapanca İlçesi, biraz daha ön plana çıkmaktadır. İlçede 150 kadar süs bitkisi üretimi yapan küçük ve orta ölçekli işletme mevcuttur. Dış ve iç mekan süslemesinde kullanılmak üzere üretilip satışa sunulan süs bitkileri genel olarak; kent peyzajları (kent meydanları, parklar v.b), konutların çevre düzenlemeleri (bahçe, villa, site bahçelerinin tasarımları), konaklama ve yeme-içme tesislerinin, spor komplekslerinin tasarımları, karayolları ve diğer yol kenarlarının düzenlenmesinde, diğer turistik mekanların dış ve iç düzenlemelerinde kullanılmaktadır. Sakarya İli’ne gelen ziyaretçiler gezip görmenin, yemenin içmenin yanında doğal ortamında görüp dokunduğu, kokladığı, ağaç ve süs bitkisini alıp yaşadığı mekanlara taşıyabilme fırsatını bulmaktadırlar.
GÖLLER
[B]SAPANCA GÖLÜ
İzmit Körfezi’nin doğusunda vaktiyle Marmara Denizi’nin bir parçası iken yığılmalar sonucunda oluşan Sapanca Gölü’nün doğu-batı yönünde uzunluğu 17km. en geniş yeri ise, 6km.’ye ulaşır. Deniz seviyesinden yüksekliği 30 metre kadar olan gölün en derin yeri 61 metredir. Yüzölçümü 42 km2 olan Sapanca Gölü, kabaca elips biçimindedir.
Evliya Çelebi Sapanca Gölü’nü şöyle anlatır:
“Sapanca Gölünün çevresi 24 mildir. Dört çevresinde kasaba gibi 76 köy vardır. Cümle halkı bu haliç’in suyundan içtiklerinden yüzlerinin rengi kırmızıdır. Ürünleri çok ise de bağları yoktur. Bahçeleri hadden aşkındır. Bu gölün kenarında bir tür kavun ve karpuz olur ki, ancak ikisini bir eşek çekebilir. Bu göl içinde 80 pare(parça) kayık ve çırnaklar (tahıl kayığı) vardır ki, köyden adam, kereste ve eşya götürürler. Bu gölde bulunan yetmiş seksen çeşit balıktan avlayıp kar ederler. Alabalığı, Sazan balığı, turna balığı gibi tatlı su balıkları gayet lezzetli olur. Gölün derinliği ekseri yerlerinde yirmi kulaçtır. Suyu gayet saf ve berraktır. Kıyısında olan köylerin kadınları elbise yıkadıklarında asla sabun sürmezler. Bu gölün doğusunda iki saat uzaklıktan Sakarya nehri geçer. Kocaeli’nde İrva kasabası kenarında Karadeniz’e dökülür. Sakarya azıcık bir himmet ile bu göle akıtılabilir. Bu göl, İzmit Körfezi’ne üç saat kadar yakın olduğundan ayağı İzmit Tuzlası önünde deryaya karışır. Hatta, bir asırda bu gölü İzmit Körfezi’ne katmak için yüz binlerce kazma ve çapalı ırgat toplattırılmış ise de İzmit halkının buna birçok hazineler ve Nuh Ömrü gerektirir diye gevşeklik göstermesi işin tamamlanmasına engel olmuş. Ama Sakarya Nehri bu gölde, İzmit körfezine karıştırılsa Bolu’ya kadar beş konaklık yer mamur olurdu. İstanbul gemileri ta Bolu’ya yetişir ve İstanbul’da bir tahta üç akçeye, bir kantar odun beş akçeye olup hayratı büyük olurdu.
POYRAZLAR GÖLÜ
Adapazarı’nın kuzeydoğusunda Sakarya Irmağı’nın yakınındaki 60 hektarlık bu göle, yanındaki Poyrazlar Köyü nedeniyle bu ad verilmiştir. Gölün başka bir adı da Teke Gölü’dür. Sakarya Irmağı’nın eski yatağında oluşan Poyrazlar Gölü, iki sırt arasında uzanmakta olup, Sakarya Irmağı taştığında fazla suları Kapaklı Boğazı’ndan göle boşalmaktadır. Genel olarak bu şekilde beslenen Poyrazlar Gölü, oldukça derin olup yalnızca güney kıyıları sığ ve sazlıktır. Kuzey ucunda bir ayakla fazla suları Sakarya Irmağı’na boşalır. Başta sazan olmak üzere çeşitli tatlı su balıkları bulunan göl, son yıllarda piknik alanları ile gitgide turistik bir önem kazanmaya başlamıştır.
TAŞKISIĞI GÖLÜ
Adapazarı’nın kuzeyinde Taşkısık ve Ekizce köyleri arasında olup 90 hektarlık bir alanı kaplar Çaltıcak Gölü diye de anılan gölde, çeşitli tatlı su balıkları ve kerevit bulunur. Son yıllarda turistik yönden ilgi görmektedir.
KÜÇÜK AKGÖL
Taşkısığı Gölü’nün 3 km. doğusundadır. Yalnızca 20 hektar yüzölçümü olan bu göl, dipten kaynayan sularla beslenmektedir. Gölün kuzey kesimi sazlık ve bataklıktır. Fazla sularını, bir ayakla Çark Suyu’na boşaltır. Suyu tatlı ama bulanıktır. Bu nedenle tatlı su balıklarının yaşamasına elverişli bir ortam yoktur.
BÜYÜK AKGÖL
Merkez ilçe ile Karasu ilçesi arasında yer alan 190 hektar yüzölçümlü Büyük Akgöl’ün büyük kesimi sazlık ve bataklık durumundadır.Gölde bol balık olup zıpkınla avlanılmaktadır. Ayrıca gölün sazlık ve bataklık yerlerinde yabankazı ve yabanördeği de avlanmaktadır.
ACARLAR GÖLÜ
Karasu- Kaynarca sınırında yer alan bu göl, 1562 hektar yüzölçümlüdür. Bunun 861 hektarı bataklık durumundadır.Gölün çevresindeki orman örtüsü, yer yer bataklıkların içine sokulmuştur. Acarlar Gölü’nün fazla suları bir ayakla Sakarya Irmağı’na boşalmaktadır.
İl Ormanı Orman İçi Dinlenme Yeri
Adapazarı-Sapanca karayolu üzerinde Adapazarı’na 12 km mesafede 154.5 Hektar alana sahip günübirlik piknik sahasıdır. İlk olarak 1983 yılında tesis edilen sahada; idare binası, 5 adet tuvalet, elektrik, su (1 adet depo, 16 çeşme), 3 adet çocuk oyun alanı, sportif sahalar, 2 adet giriş kontrol kulübesi, kır gazinosu, büfe, manzara seyir terası, 4 adet yağmur barınağı, kamelya, 180 adet piknik masası gibi düzenleme çalışmaları mevcuttur.
Meşe, karaçam, sarıçam, kızılçam ve sahil çamı ile kaplı bulunan bir orman örtüsüne sahip olan O.İ.D.Y., Sakarya ve çevre illerden gelen ziyaretçilerin dinlenme ve rekreasyon ihtiyaçlarını karşılamaktadır.17 Ağustos 1999 depremiyle zarar gören bazı tesisler 2000-2002 yılları içerisinde yeniden yapılarak hizmete sunulmuştur.
ŞELALELER
Sakarya’nın oldukça bol ve güçlü akarsu kaynakları olması neticesinde doğal olarak şelaleri de boldur. Bunların başta geleni Doğançay (Maksudiye) şelaleleri’dir. Doğançay Beldesi Adapazarı-Geyve yolu üzerindedir. Doğançay’dan doğuya dönülerek Maksudiye Köyü’ne varılır.şelaleler Maksudiye Köyü sınırları içindedir. Dere üzerinde ard arda beş ayrı şelale oluşmuştur. Şelalelerin ve derenin bu kısmının içinden aktığı vadi oldukça dik yamaçlara sahip. Ancak hemen aşağı kısımlarda piknik yapmak için elverişli alanlar ve trekking parkurları vardır. Bir diğer şelale Madenderesi üzerinde ve Madenderesi Mesire Yerinin hemen doğu istikametindeki üst yamaçlarındadır. Bu şelalenin oluşumu maden ocakları için su almak amacıyla dere önüne set çekilmesi suretiyle olmuştur.
NEREYİ GEZERİZ...
Sapanca gölü
Marmara Bölgesi`nin doğu kesiminde, Adapazarı Ovasını İzmit Körfezi oluğuna birleştiren uzun bir çukurun doğu yarısında yer alan tatlı su gölüdür.
Sapanca`nın kıyıları, doğuda Sakarya ili, batı ucunda Kocaeli İlinde kalır. Havzası 252 km2`dir. Yüzölçümü 47 km2`dir. Doğu-batı uzunluğu 17 km`dir. Kuzey-güney genişliği 5 km olup yüzeyin denizden yüksekliği 31 m`dir. En derin yeri 61 m`dir.
Göl, adını güney kıyısında kurulmuş olan ilçeden alır. Eski Türk kaynaklarında Ayan Gölü olarak geçer. Özellikle güneyindeki dağlardan inen sellerle iyi beslenen göl, fazla suyunu, doğu ucundan Çark suyu aracılığı ile Sakarya ırmağına boşaltır. Gölü besleyen dereler, Karaçay, Kuruçay, Kurtköy, Mahmudiye, İstanbul, Karadere ve Kaymakçı Dereleridir. Kuzeyinde ve güneyinde uzanan dağ eteklerinde keklik, çulluk ve tavşan avı yapılmaktadır. Gölde her çeşit tatlı su balığı avcılığı yapılmaktadır.
Sapanca`yı Evliya Çelebi şöyle anlatır.: "Sapanca Gölünün çevresi 24 mil`dir. Dört çevresinde kasaba gibi yetmiş altı köy vardır. Cümle halkı bu haliçin suyundan içtiklerinden yüzlerinin rengi kırmızıdır.
Ürünleri çok ise de bağları yoktur. Bahçeleri hadden aşkındır. Bu gölün kenarında bir tür kavun ve karpuz olur ki, ancak ikisini bir eşek çekebilir. Bu göl içinde 80 pare(parça) kayık ve çırnaklar (tahıl kayığı) vardır ki, köyden adam, kereste ve eşya götürürler. Bu gölde bulunan yetmiş seksen çeşit balıktan avlayıp kar ederler. Alabalığı, Sazan balığı, turna balığı gibi tatlı su balıkları gayet lezzetli olur. Gölün derinliği ekseri yerlerinde yirmi kulaçtır. Suyu gayet saf ve berraktır. Kıyısında olan köylerin kadınları elbise yıkadıklarında asla sabun sürmezler. Bu gölün doğusunda iki saat uzaklıktan Sakarya nehri geçer. Kocaeli’nde İrva kasabası kenarında Karadeniz’e dökülür. Sakarya azıcık bir himmet ile bu göle akıtılabilir. Bu göl, İzmit Körfezi’ne üç saat kadar yakın olduğundan ayağı İzmit Tuzlası önünde deryaya karışır. Hatta, bir asırda bu gölü İzmit Körfezi’ne katmak için yüz binlerce kazma ve çapalı ırgat toplattırılmış ise de İzmit halkının buna birçok hazineler ve Nuh Ömrü gerektirir diye gevşeklik göstermesi işin tamamlanmasına engel olmuş. Ama Sakarya Nehri bu gölde, İzmit körfezine karıştırılsa Bolu’ya kadar beş konaklık yer mamur olurdu. İstanbul gemileri ta Bolu’ya yetişir ve İstanbul’da bir tahta üç akçeye, bir kantar odun beş akçeye olup hayratı büyük olurdu.
Elektrik İşleri Etüt Dairesi tarafından ölçmelere göre, gölün suyu kış ve ilk bahar aylarında yükselir, sonbahara doğru alçalır. İki seviye arasında 70-90 cm, bazen 120-130 cm fark görülür.
E-5 Karayolu gölün kuzey kıyısını, TEM Otoyolu ve demiryolu ise güney kısmından geçmektedir.
Sakarya` da tektonik oluşumlar sonucu meydana gelen Sapanca Gölü ve çevresi içerdiği son derece çarpıcı doğal güzellikleri ve yoğun yerleşim merkezlerinin ulaşabildiği bir konumda bulunması nedeniyle il merkezinin yanı sıra başta İstanbul olmak üzere çevredeki büyük kentlerin özellikler hafta sonları rekreasyon ve konaklama amaçlı taleplerine açık bir merkez niteliğindedir. Sapanca Gölü`nün yüksekliklerindeki Arifiye Ormanı`nda güzel kamping ve piknik alanları bulunmaktadır.
Ulusal ve uluslar arası sörf, yelken ve kürek müsabakalarının yapıldığı Sapanca Gölü bu organizasyonlarla sportif amaçlı çok sayıda ziyaretçi çekmektedir.
Sapanca gölüne dair kareler...
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links]) [Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Karasu sahilleri
Türkiye, zengin coğrafyası, en güzel kıyıları, kıyıların hemen ardındaki dağları, 10 bin yıllık tarihi, kültürü, folkloru, mutfağı, misafirperver insanları ile dünya turizminde rekabet üstünlüğü sağlayacak özelliklere sahiptir. Kitlere yönelik olan kıyı turizmi, deniz-kum-güneş üzerine kurulu bir üründür ve hem Akdeniz`in diğer ülkelerinde, hem de dünyanın pek çok yerinde bolca bulunmaktadır.
Sakarya ili de bu nimetlerin bolca bulunduğu bir mekandır. Karadeniz kıyısında yaklaşık 60 km. uzunluğunda bir şeride sahip olan Sakarya`nın özellikle Karasu ve Kocaali ilçelerinde doğal plajları mevcuttur.
Karasu Plajı; 20 km. uzunluğunda geniş bir kumsala sahip olan Karasu Sahili romatizmal rahatsızlıklara iyi gelen ince taneli kumu ve temiz suyu ile doğal bir plajdır.
Kocaali Sahil bandı; Karasu`ya 16 km uzaklıkta bulunan bu ilçemiz şifalı kumu, doğal plajı, kolay ulaşımı ile eşsiz bir sahile sahiptir.
Karasu sahillerine dair kareler...
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Justinyen köprüsü
M.S. 553 yılında yapımına başlanan köprü M.S. 561 yılında bitmiştir. Bizans İmparatoru Jüstinianus tarafından bu bölgede iki kola ayrılarak akan Sakarya Nehri`nin br kolu üzerinde inşa ettirilmiştir. Ancak, zamanla nehir yatağı değişmiş ve diğer kolda bütün olarak akmaya başlaması ile de köprü açık alanda kalmıştır. Tarihçilere göre bu bölgede Sakarya Nehri üzerinde daha öncede dört köprü daha yapılmıştır. Ancak, nehir akıntısı bu köprüleri yıktığı için İmparator Jüstinianus tarafından beşinci köprü yapılmış ve bu köprü "Beşköprü" olarak adlandırılmıştır.
Köprünün büyük kemeri üzerinde bir kitabe olduğu ve bu kitabede, "Mağrur İtalyan Esperi gibi bütün İran, Medik ve Barbar kabileler gibi akan su, akışı su kemerleriyle kesilen ey Sakarya, sen de şimdi hakimane bir eserin esiri olarak akıyorsun..." yazıtının bulunduğu rivayet edilmektedir. Sekiz kemer üzerinden, 429 m. uzunluğunda, 6,5 m. genişliğinde olan köprünün üzeri büyük ve düzgün taşlarla döşenmiştir.
Köprünün çevresinde bugün çevreden gelen turistlerin faydalandığı geniş bir mesire alanı vardır.
Justinyen köprüsü'ne dair kareler...
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
NERDE NE YERİZ...
Hanedan restorant
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Tığcılar Mah. Kavaklar Cad. İpek Sok. No: 4 (Oyakbank Arkası)
Adapazarı/Sakarya
Tarihin ve Lezzetin Buluştuğu Yer, Köfte, Islama Köfte, Kuzu Pirzola, Kuzu Şiş, Kiremitte Köfte, Soslu Kaşarlı Mantar, Yoğurt Spagetti, Domates Soslu Spagetti
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Namlı kebab
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Bosna Cd. 21/A
Adapazarı/Sakarya
Lahmacun, Kebap ve Izgara Çeşitleri, Sıcak Yemek Çeşitleri, Salata Çeşitleri, Tatlı Çeşitleri, Meşrubat Çeşitleri
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Sıcak Yemek Çeşitleri
* Ezo Gelin Çorbası : 2.50 YTL.
* Domates Çorbası : 2.50 YTL.
* Fındık Lahmacun : 0.75 YTL.
* 5 Çayı Lahmacun : 1.25 YTL.
* Lahmacun : 1.50 YTL.
* Antep Fındık Lahmacun : 1.00 YTL.
* Antep 5 Çayı Lahmacun : 1.50 YTL.
* Antep Lahmacun : 1.75 YTL.
* İçli Köfte Kızartma : 2.50 YTL.
* İçli Köfte Haşlama : 2.50 YTL.
* Bulgur Pilavı : 1.50 YTL.
* Pirinç Pilavı : 1. 50 YTL.
Salata Çeşitleri
* Ezme Salata : 2.50 YTL.
* Bahçevan Salata : 3.00 YTL.
* Mevsim Salatası : 2.50 YTL.
* Akdeniz Salatası : 3.50 YTL.
* Namlı Salata : 3.50 YTL.
* Süzme Yoğurt : 2.50 YTL.
* Çiğ Köfte : 4.00 YTL.
Kebap Çeşitleri
* Döner : 6.00 YTL.
* İskender : 7.50 YTL.
* Karışık İskender : 10.00 YTL.
* Bonfile İskender : 13.00 YTL.
* Yoğurtlu Kebap ( Urfadan, Dönerden ) : 8.00 YTL.
* Namlı Kebap : 14.00 YTL.
* Domatesli Kebap : 8.00 YTL.
* Ezmeli Kabap ( Şiş Urfa ) : 10.00 YTL.
* Beyti ( Acılı, Acısız ) : 9.00 YTL.
* Beyti Sarma Yoğurtlu, Soslu ( Acılı, Acısız ) : 10.00 YTL.
* Acılı Urfa : 7.00 YTL.
* Acısız Urfa : 7.00 YTL.
* Alenazik : 10.00 YTL.
* Açma Kebap : 10.00 YTL.
* Elazığ Serrum Kebabı : 8.00 YTL.
* Bolu Abant Yayla Kebabı : 10.00 YTL.
* Patlıcan Kebap : 9.00 YTL.
* Hünkar Beğendi : 10.00 YTL.
Izgara Çeşitleri
* Kuzu Pirzola : 13.00 YTL
* Dana Pirzola : 14.00 YTL.
* Dana Bonfile : 14.00 YTL.
* Biftek : 12.00 YTL.
* Külbastı : 12.00 YTL.
* Kuzu Şiş: 11.00 YTL.
* Kuzu Çöpşiş: 10.00 YTL.
* Kaburga : 10.00 YTL.
* Namlı Izgara : 16.00 YTL.
* Tavuk Izgara ( Göğüs But ) : 6.00 YTL.
* Tavuk Pirzola : 6.00 YTL.
* Tavuk Şiş : 6.00 YTL.
* Kanat : 6.00 YTL
Tatlı Çeşitleri
* Sütlaç : 2.50 YTL.
* Kadayıf : 3.00 YTL.
* Künefe : 4.00 YTL.
Meşrubat Çeşitleri
* Su : 0.75 YTL.
* Ayran : 1.25 YTL.
* Cola : 2.00 YTL.
* Light Cola : 2.00 YTL.
* Fanta : 2.00 YTL.
* Sprite : 2.00 YTL.
* Vişne, Şeftali, Kayısı, Karışık, Portakal : 2.00 YTL.
* Schwepps Mandalina : 2.00 YTL.
* Soda : 1.00 YTL.
* Taze Portakal Suyu : 4.00 YTL.
Meşhur Hacı baba ve oğlu
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Küpçüler Karşısı Değirmen Sapağı No:206 Erenler / Adapazarı / Sakarya
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Yonca alabalık tesisleri
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
Osman Yılmaz Cd. İtfaiye Yanı Eski Düzce Cd. Çaykenarı Hendek / Sakarya
0 543 6547226
Fırında Alabalık, Tavada Kılçıksız Balık, Fırında Kaşarlı Köfte, Fırında Alabalık Kaşarlı Terayağlı, Mantar Tava, Et Sote, Fırında Sütlaç, Salata Çeşitleri, Sıcak Soğuk İçecekler
[Only Registered Users Can See Links] ([Only Registered Users Can See Links])
YONCA ALABALIK TESİSLERİ
*Müessesemiz Alkolsüzdür.
*Özel gün ve gecelerde hizmetinizdeyiz.
*Hendek merkeze 750 m. mesafedeyiz.
Ahşap yapının üzerinde Çınar Ağaçlarının arasında ferah bir ortamda alabalık keyfine ne dersiniz?
Menümüz
*Fırında Kaşarlı Köfte
*Fırında Tavuk
*Fırında Kaşarlı-Tereyağlı Mantar,
*Izgara Köfte ve Çeşitleri
*Tavada Kılçıksız Balık
*Sac Tava
*Mantar Tava
*Et Sote
*Tereyağlı Menemen
*Fırında Sütlaç
*Salata
*Sıcak-Soğuk Alkolsüz İçecekler
__________________________________________________ ________________________________________
KONUYU ALINTI YAPMAYINIZ!!! GÜNCEL BİLGİLERE İLK MESAJDAN ULAŞINIZ!!!
Grup sürüşü hakkInda bilgiler lütfen okyun (okumak için tıklayın) ([Only Registered Users Can See Links])
KATILIMCI LİSTESİ
1- Motorize_deli (artçı) 05358734155
2- Deer_152 05456968001
3- İmmigrant
4- BuRaK
5- Erol dayı
6- Unfortunate
7- @aki 05337417482
8-Shocki
9-ARCHANGEL 05367668711
10-Zortex
Avrupa yakası lacivert Anadolu yakası Yeşil renkle belirtilmiştir...